Geçmişe Özlem ! PDF Yazdır e-Posta
alpay tarafından yazıldı   
Perşembe, 17 Temmuz 2008 17:30

Uzun bir yazıya ama okumanıza değecek bir yazıya hoş geldiniz...

Üçüncü yazımla sizlerle buluşabilmenin keyfini yaşıyorum... Sitemizdeki teknik iyileştirmelerden ötürü sizinle buluşmam biraz vakit aldı ama olsun. Geç olsun ama güç olmasın demiş atalarımız. Kırklarelim.Net'te çalışmalar devam ediyor; size daha iyisini sunabilmenin, kalitenin ve olanakların zorlanarak size mükemmel bir şekilde ulaşabilmenin telaşını yaşıyoruz. Yazımızın bu giriş kısmını sizleri sıkmadan sona erdirelim ve bu yazımızın konusuna geçelim isterseniz... Olur mu? Olmaz dediğinizi duyar gibiyim !!! O zaman Kırklarelim'Net'teki teknik iyileştirmelerden bahsedelim:-)
 
Şaka söylediğimi anladınız:-) Neyse fazla uzatmadan konumuza geçelim...  Bu yazımızın konusu yine herkesin ilgisini çekecek bir konu olacak diye düşünüyorum...
Konumuz "geçmişe özlem" ! Hepimizin içinde geçmişte yaşadığımız güzel günlerin tekrar yaşanabilmesi isteğini yaratan bir sızı, bir özlem oluşuyordur zaman zaman... Hele ki şuan yaşadığımız zamandan zevk alamıyorsak ve geleceğe dair de umutsuz düşünceler besliyorsak bunu daha bir şiddetli hissediyoruz muhtemelen... Her insanın geçmişte yaşadıkları, hayatındaki öncelikleri farklı olduğu için, özlemleri de farklılık arzediyor doğal olarak ! Örneğin bir esnafa geçmişe dair özlemini sorduğumuzda alacağımız cevap farklı olacaktır. (Muhtemeldir ki özel hayatından ziyade, kazancının bol olduğu günlerden dem vuracaktır) Bir çiftçiye bu soruyu sorduğumuzda ise yine benzer bir cevapla karşı karşıya kalacağız. (Yine muhtemeldir ki mahsülünden iyi gelir elde ettiği zamanları anlatacaktır) Şu bir gerçek ki Türk toplumunun çoğunluğunun önceliğini geçim derdi oluşturuyor. Eskiden bir ortadirek söylemi vardı hatırlarsanız! Bugünlerde bu söylemi duyanınız var mı? Duymamanızın nedeni günümüzde orta direk diye nitelenen bir grup kalmadığı içindir belkide ?  Günümüzde fakir daha fakir, zengin daha zengin oluyor diye bir tespitte bulunsak bu yanlış bir tespit olur mu sizce ? Öyle gözüküyor ki orta direğin yok olması, fakir ve zengin arasındaki uçurumu ortaya çıkardı; artık sadece 'zengin' ve 'fakir' var !
 
'Geçmişe özlem'i kişisel ilişkiler bazında değerlendirdiğimizde bir çoğumuz günümüzde; eski dostlukları, arkadaşlıkları arar olduk. Eskiden dostluklar, arkadaşlıklar vardı ama şimdi görüyoruz ki, rakipler var yani rekabet ! Kendimizi başkalarıyla kıyaslama (dost arkadaş ayırdetmeden) ve yarıştırma hastalığı ! Onda bu mal mülk yada yetenek beceri güzellik var bende niye yok ! Ve bunu fesatlanma derecesine taşıyabilme ! Dost gözüken insanların arkaplanda gizlenen dostsuzlukları ve yalnız kalmamak adına bu tip insanlara birçoğumuzun katlanıyor olması ! (Onların da bizimle iletişimde kalma sebebi bizim ne yaptığımızı bilme, haberdar olma isteklerinden kaynaklanıyordur muhtemelen! Yarıştıracak ya:-) !)  Farkındayım biraz karamsar ve abartılı bir tablo oldu ! İnanıyorum ki siz güzel insanların gerçeğe yansıttığınız tablonuz bundan daha iç açıcı ve güzeldir... 
 
Kendinize bir sorun bakalım, geçmişe dair özlem duyduğunuz şeyler neler ? Siz kendinize bunu sorarken ben de internetten iki dakikada insanların geçmişe dair özlemlerini araştırayım! (Google denen şu arama motoru olmasa nerde araştıracağım iki dakikada:-) ...
 
İnsanlar bloglara, forumlara özlemlerini sıralamışlar, en çok özledikleri şeyin okul günleri ve de çocuklukları olduğunu söyleyebiliriz iki dakikalık araştırmamın sonucu olarak:-)  Okul günlerine özlem duyanlara sorma imkanımız olsa "okul günlerine dair en çok özlemini duyduğunuz şeyler nedir" diye; muhtemelen cevap olarak "ders çalışmanın zevkini özledik" diyeceklerdir:-) Tabiki öyle söylemeyeceklerdir ! Tahminim odur ki şöyle söyleyeceklerdir; "arkadaşlarımı, arkadaş ortamımı, arkadaşlarla okulu asıp gezip tozduğumuz günleri özledim" diyeceklerdir. Bazıları da " o zamanlar okulda çıktığım kızları özledim" diyebilir:-) "Abi naptın sen, yenge duyacak" diyerek böyle söyleyenleri de uyarmak gerek:-)
 
Peki siz çocukluğunu özleyen değerli okurlar; çocukluğuna dair içinde özlem taşıyanlarınıza diyorum! Çocukluğunuza dair neleri özlüyorsunuz? Hep ben soruyorum size:-) farkındayım; siz sormuş olun o zaman bana! Çocukluğuma dair neleri özledim ? Çok şeyi özledim diyebilirim hangisini sayayım:-) (Çocukken Sorumsuz davranmak, gelecek korkusu ve kaygısı yaşamamak! Dünyayı polyanna masalındaki gibi algılamak ! Bunları saymaya gerek yok zaten bunlar hepimizin özlediği şeyler!)... Örneğin şu yaz meyvesi olan eriği manavdan almak değil de eski evimizdeki kömürlüğün üzerine çıkıp erik ağacının sarkan dallarından koparıp yemek, sonra 6 - 7 yaşlarındayken ufak missüt kutularını toplayıp oradan buradan(çocukluk işte) ve onları yola dizip; geçen arabaların (özellikle tırların) ezip patlatmasını beklemek ve o patlama sesiyle şöförün 20 metre sonra arabayı tekerlek patladı diyerek durdurması:-) Arabadan inip hangi tekerleğin patladığını araması (malum, tırlarda tekerlek çok !)... Özgürce birçok şeyi yapabilmek, çocuktur denilerek üzerimize fazla gelinememesi ! İnanıyorum ki birçoğumuz o üzerimizdeki 'çocukluk zırhı'nı özlüyoruz.
-Not: O yıllarda Dereköy Sınır Kapısından yurda giriş yapan tırlar şehir içinden geçerlerdi-
Ve daha bir sürü şey var çocukluğuma dair özlediğim...
 
Şimdiki çocuklara bakıyorum da internette bilgisayar oyunlarında sanal ralli yapıyorlar birbirleriyle ! (Günümüzde sokakta çocuk göremiyorum, hepsi internetcafelere mi doluşuyor ne:-) Bizim zamanımızda böyle oyunlar yoktu biz rallinin gerçeğini yapardık ! 5 -6 yaşlarındaydım o zamanlar, çocukluk ve zıpırlık arkadaşım:-)Ozan'la bisiklet yarışı yapardık dereüstü sokağında... Onda yanlardaki denge tekerleklerini saymazsak iki tekerlekli bisiklet, bende eski tip üç tekerlekli bisiklet ! (sonra ben de iki tekerlekli kullandım:-) ama üç tekerlekli bisikletin zevkini vermiyordu) Ozanla yaptığımız ralliler şimdiki internet oyunlarına 5 basardı diyemem ama 100 basardı 3'le çarpar 2'ye bölerdi diyebilirim:-) Dereüstü parkurunda üç tekerlekliyle finişi görürdüm hep, geçerdim Ozan'ı:-) ne günlerdi o günler...
 
O günlerdeki zamlar da mesela şimdiki gibi acıtmıyordu ! içimi yani:-) Tombiş bir adam çıkardı TRT1'de (Bir de TRT2 vardı sanırım o zamanlarda) Ulusa seslenirdi, yani bize ! Kemerleri sıkacağız halkım derdi, nedenlerini sıralardı... O tombiş adam sempatik gelirdi bana ! (Rahmetli Turgut Özal'dan bahsedilmektedir)

Biraz daha yakın zamana geldiğimizde mesela şarkılar da bir başkaydı... O zaman ki şarkılarda şimdiki şarkılarda olduğu gibi karşındakine güvenmeme, tehdit, aşksızlık içeren sözler de yoktu. Hasret, özlem, fedakarlık en önemlisi sevgi vardı... "Taşırım ben hasretin yükünü, Acılarım koynumda sır gibi, Açarım baharda çiçek gibi, Dolarım içine gün gibi, Yeter ki sen üzülme, Kendine dert etme, Varsın uzasın yollar, Sen aşkımdan vazgeçme, Yeter ki sen üzülme, Kendine dert etme, Seni bir ömür beklerim, Sen aşkımdan vazgeçme"... 'Seni bir ömür beklerim' sözünü günümüzde en son hangi popüler müzik parçasında duydunuz ?  'Git', 'gelme', 'vicdansız', 'ihanet ettin', 'haydi sana güle güle' 'sen yoluna ben yoluma', 'işte kapı işte sapı'  gibi sözleri ama kesin duymuşsunuzdur !

Kayahan eski günlerin popüler şarkısında ne diyordu mesela; "Hiç hesapsız, çılgınca, Seni seviyorum, Bazen bir çocuğun, Karanlıktan korktuğu gibi, Seni sevmekten korkuyorum, Gözlerim Az önce İflas etti, Issız, tenha üşüyorum, Isıtmak için içimi,içimden, Hiç aralık vermeden, Seni seviyorum, seni seviyorum, Seni seviyorum diyorum"...
 
Günümüzde popüler olmuş şarkıların sözlerine bir dikkat edin bakalım ne göreceksiniz ? Aşkı, sevgiyi, güzel duyguları anlatan şarkılar mı popüler oluyor yoksa tersi mi ? Örneğin Serdar Ortaç'ın ilk çıktığında fırtınalar koparan, popüler olmuş şu şarkısı : "Hadi diyelim biri çok deli sevdi, Senin için her şeyi her şeyi verdi, Ya bir gün olur sana bel kıvırırsa? Binlerce dansöz var" Serdar bu sözleri söylemekte haksız mı bir düşünün ! Toplumda yaşananlar şarkılara aksediyor ki bu şarkılar tutuluyor...
 
Peki Elif Turan isimli kızcağızın "çıkış" yaptığı (müzik piyasasında böyle diyorlar!) o büyük yapıtına bakalım:-) "Ateş olsan, kalbime vursan, Gururla kalbimi açıp çıkartıcam, Eğer ki aldatıyorsan, Seninle taksim'e çıkıp bağırıcam" Şu kelimelerin içerdiği büyük anlamları görebiliyor musunuz:-)
 
Zaman insanları değiştirdiği gibi şarkıları da değiştiriyor tabiki ! Pınar aylin 9O'lı yıllarda "Ya sen gidipte uzaklara bensizliğe alışırsan, Ya sen sevgilim ummadığın kadar beni çabuk unutursan" diye büyük sevgisini, belkide yaşanan bir ayrılığa rağmen unutulmama isteğini, korkusunu dile getirirken, 2000'li yıllarda (son albümünde) sevgiye aşka dair umutsuzluğunu dile getiren duygudan, sevgiden uzak ama bi o kadar da çarpıcı şu sözleri dillendirebiliyordu şarkısında "Aşklarda artık çantalar gibi sahte Sahte, sahte, sahte, Ne aşklar tükettik biz küçükten beri ,Ne çok sevmiştik halbuki sevmeyi, Bu hayat bu düzen mi bizi bozdu, Yoksa kural bu muydu yok mu suçlu, Aşk için yıllarca didindim durdum, Aşkımı herşeyin önünde tuttum, Sonra gördüm ki bu aşkın yerinde, Koca bir oyun bir yalan buldum"...
Koca bir oyun yalan bulmak ! Çoğu insanın günümüzde bulduğu, gördüğü bu ki, bu tip şarkılar rağbet görüyor artık ! Aynen Serdar Ortaç'ın şarkısında olduğu gibi... ("Koca bir oyun ve yalan"ı evlendikten sonra farketmek daha bir kötü! Pınar Aylin bu şarkıyı eşinden boşandıktan sonra yazmış!)
 
Bu geldiğimiz evreyi, hızlı değişimi gözönüne aldığımızda, toplumda gelecek onyıllardaki değişimi varın siz düşünün... (O zaman ki şarkı sözlerini bir hayal edin bakalım, daha doğrusu toplumun geleceği noktayı! ) Bu değişim böyle devam ettiği müddetçe, bizler geçmişe dair daha çoook özlemler yaşayıp anılara dalacağız... 
 
Sahi sizin özlemleriniz neler ? Benim özlemlerimden farklı şeyler mi ?
 
 
Son söz olarak : Yüreğinde bir nebze olsun sevgi barındırabilen, güzel insanlara selam olsun...
 
 
Yazarın Notu : Sitemizdeki teknik iyileştirmelerden ötürü 3.yazımı sizinle buluşturmam biraz vakit aldı. Bundan dolayıdır ki iki yazı uzunluğunda bir yazı kaleme aldım:-) (3üncüyü yazarken dördüncü yazıyı da aradan çıkardık diyebiliriz aslında) Umarım siz Kırklarelim.Net kullanıcıları bu uzun yazıyı okurken sıkılmadınız...
 

İletişim: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir   -   Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir     'ALPAY'

Bookmark with:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
Yorumlar (2)Add Comment
...
Yazan pervin22, Temmuz 20, 2008
slm... alpay yazin cok guzel olmus okudukca okuyasim geldi..yazinin butun bolumunde hayatimizin aci ama gerceklerinden bahsetmisin.. artik insanlar ozlemleri ne onu bile kestiremiyorlar... ama benim vatanima ve memleketimde ki aileme olan ozlemim hep icimde.. turkiyede gecirdigin 18 yillik hayatimda en cok lise yillarimi cokkk ozledim.. ama hayatin getiridgi sebepler bizi simdiki hayatimizi yasamamiza sebeptir...allhaada sukurler olsun..basarilarinin devamini dilerim.. her yazin bir oncekinden daha iyi oluyor gelecek yazini da sabirla bekliyoruz.. almanyadan kucak dolusu sevgiler..... smilies/smiley.gif
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0
...
Yazan sakli, Temmuz 23, 2008
yazini okumusdum ama yorum yapamamisdim...Cok guzel olmuss kalbine ellerine saglik....(Sahi sizin özlemleriniz neler ? Benim özlemlerimden farklı şeyler mi ?)diye sormusun benim bi tek ozlemim var......!Ama ozlemim beni ozluyormu bilmiyorum.......!!
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +1

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
eksi not | artı not

busy
Son Güncelleme: Perşembe, 12 Ağustos 2010 11:27