| Nostalji "Yaşamak"tır ! |
|
|
|
| Hülya Tozlu tarafından yazıldı | |||
| Salı, 06 Nisan 2010 04:04 | |||
|
NOSTALJİ "YAŞAMAK" TIR _Halazım, nooolur simanaya gidelim...!_Mızmızlanma da dersine dikkat et şimdi; yorma Hülya ablanı. Dünya tatlısı güzel mi güzel bir minik kız. Okula bu yıl başlamış ve dönem ilkbahar...dikkatini camdan almaya çabalıyorum. _Hadi canım, çalışalım önce şu ödevin bitsin. Sonra kardeşinin filmine gideriz birlikte. Kardeşinin-anadan üryan-siyah beyaz fotoğrafı gülümsüyor gümüş çerçeveden. Ömercik; henüz dört yaşlarında olmalı...ama ünü yaşının çok üzerinde. Beyaz perdenin sevimli yıldızcığı. Adapazarlılar ama halası Babaeski'de yaşıyor noter eşi ve iki çocuğuyla. Bizim üst kat komşumuz. Atıf amca da(Ali Atıf Mengü), Gülümser abla da dünya güzeli büyüklerimiz. Beni de çok severlerdi. İnsanlara yarar gösterip saygılı davranan bir gençtim. Trakyalıların dediği cinsten "delikanlı"ydım kısaca. Onların dilince ailemin çocuğu(!) yoktu. Yani erkek kardeşim yoktu. Gülümser ablanın kabul gününde de mutfağına girip konuklarına hizmeti için destek verirdim. Bahçe kapımızı temizlediğimde-geri dönüp-onların kapı yolunu ve merdivenlerini de süpürüp yıkardım ayırmadan. Domateslerin kabuğunu soymayı ondan öğrenmiştim. "Nişanlım." Diyerek sevip takıldığım küçük oğullarını 23 Nisan Çocuk Bayramında; “Bakan” giysisiyle okulunu temsil ettiğinde en hararetli alkışlayanı olmuştum. Ablasıyla da çokca şakalaşır gülüşürdük iyi anlaşan iki kız kardeş gibi... Atıf amca da şakacı biriydi. Babamla çok iyi anlaşırlar-çoğu geceler-geç saatlere kadar spor-toto kuponları doldururlardı çarşaf çarşaf...en çok da Gülümser ablayla tatlı atışmalarına gülerdim. Karısı sıralar da sıralardı "Atıf şu eksik, bu kalmadı, ondan da alalım...!" Diyerek de Atıf amca; hep o şakacı yönüyle ezgileştirerek yanıt verirdi. "Doool karabakır dol. Ağzına kadar dol. Fazla da dolma; taşarsın...başıma da işler açarsın." Bugün "hit" dediğimiz cinsten gündemde bir şarkıydı 60'lı yıllarrın sonlarında. O yaşlardaki mutfak merakımın yükselen grafiğinde; pasta-çörek tarifleri uygulamaktı en büyük keyfim. Günümüzdeki yemek yarışmalarının potansiyel adayıymışım ama sanırım katılmazdım bu arada; çok eleştirel baktığımdan ötürü... Gülümser abla ve annemin hanım günlerine gittiği her keresinde yeni bir tarifi denerdim. Bu özelliğimi bilen Gülümser abla da dönüşlerinde -merdiven basamaklarının orta yerine denk gelen-mutfak camımızı tıklatıp tatma payı isterdi. Önce onun olumlu onayını alırdım. Öyle ki okul dönüşlerimden birinde -bizde toplanmışlarsa eğer- ellerini öpüp selâmladığım teyzeler övgü yağdırırlardı yedikleri çörekler için, sunulanlar hazır alınmış da olsa... Tüm bu değerlerin beni katladığını düşünürüm. İnsanların birbirlerine iyi gözlerle sarılmaları eğitimi aldığımı var sayıyorum. Her yaştakilerin birbirleriyle iç içe yaşamasının öz değerleriyle geçmişi; masal dünyasıymış gibi anımsıyorum. Yaşam kısa…en uzunundan da olsa. Aslolan içine neleri sığdırdığımız. “1 kg. pamuk mu ağır, 1 kg. demir mi?” Bence bu sorunun özü bu tam açılımıyla…Bir yerde okumuş ve aktarmıştım bir kadın dergisine önerme olarak. İletim yayımlanmış da telif ücreti bile almıştım. Önerme şuydu: Kadının biri yalnızca mutlu günlerinin notunu tutar mutsuz günlerin de bu güzel günlerini okuyup anımsayarak mutlu olurmuş. Yaygın bir demecedir hepimizin çok iyi bildiği: “Edinimlerimizin değerini varken bilelim…yitirince dövünmek yerine!” Haksız da değilim; masalı bitirmedikleri için. Babacığımı-aniden-kaybedip de memlekete gittiğimizde ardımız sıra gelmişlerdi ziyaretimize. İki çocuk annesi ev hanımlarıydık ben ve kardeşim komşu illerde. Ne hoş bir kucaklaşma olmuştu bizi çoğaltan…sevinçli günleri tatil tadında bağrına basan. Bugün o uzun yıllar araya tire çekmiş görünse de uslar yürekleri bırakmıyor ve teknoloji aracı oluyor sevgileri uzun soluklu kılmaya. Ulaşımlar, buluşmalar hızla kolaylaşıyor. Tanrı demiyor mu kitabında “Cenneti istiyorsan ilim yap!” Diye…Kuşkusuz cennetlikler insanlığa hizmet sunan bilim adamları. Ve bir gün bir yerde, ille de…sevenlerin yolları birleşiyor Kayahan’ın dediği gibi. Ve ve ve; ille de kısmet olacak yakında Babaeski’yi birebir koklamak burun buruna. İstemenin öncüllüğünde yaşanılacağı gerçeğiyle. Sevenler döner sonunda sevgi pervaneleri olduklarından geçmişle geleceğe… Sevgileriniz, sevgilileriniz hiç solmasın değerli okurlarım. Hülya TOZLU
Yasal uyarı: Kirklarelim.net'e ait olan haber ve yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...
Favorilere Ekle
Sık Kullanılanlar
E-posta ile Bildir
Okunma: 2472 Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
|||
| Son Güncelleme: Perşembe, 12 Ağustos 2010 11:29 |




_Halazım, nooolur simanaya gidelim...!