| Zaman akıyor su gibi ! |
|
|
|
| Hülya Tozlu tarafından yazıldı | |||
| Pazartesi, 26 Ocak 2009 09:38 | |||
|
Zaman Akıyor Su Gibi...
Deniz yoktu Babaeski'de, Lüleburgaz'da ama yaratırdı denizini bir başka gözlemde tabiat; Alpullu'da. Diz boyu yeşilliklerde yürümenin tadı hâlâ damağımda, denizin içlerine ilerler gibi. O tatlı esintiyi göğüslerken -derinliklerden kopup geliyormuş gibi- düşlerime dalardım diz boyu otlarla yıkanırken. İkinci üvey annem(belki de doğuramadığından) babamla akımın arasına girerdi ille de..."Senin bu kızın aşık galiba." Demiş de arkadaşı piknik yoldaşı komşumuz, babacım savunmuş beni gülümseyerek; "Doğru. O tabiata aşık. Sever açık havayı, kırları, bayırları minikliğinden beri...sever düşlere dalıp tabiatın içinde kaybolmayı." yanıtıyla.
Arkadaşlığın anlamı da bu değil midir?...Sizi anlayan, empati kurmasını bilen, ön yargılarla duygulara kapılıp yorum getirmeden yakın olmaya çalışan. Çok özlüyorum ilk arkadaşım babacığımı ve o hâlâ ilk aşkım.
Yine üvey anne diyeceğim bu tanıma aslında karşı olsam da ama salt özne anlamında kullanıyorum. Savunum da şudur; iki üvey annem olmuştu ve ilkiyle hiçbir sorun yaşamamıştım. Kısacası o benim pasaklı defterlerimi arkadaşlarımın düzgün örnekleriyle kıyaslarken babam; "Ama benim kızımın karnesi de PEKİYİ." diye yanıtlardı. İftiharlık da olsam; "Bak kızına, ancak resim yapsın...başka dersi yokmuş gibi." yakınmayla hedeflerken babam; "Yap kızım. Hatta hiç kalem kullanmadan salt fırçayla yap. Ne gerekiyorsa alırım ben sana." derdi. Babamın nasihatı hiç değişmemişti bizlere: "Okuyun ama iş sahibi olup para kazanmak adına değil. Boş insanlar olmayın da, iş sahibi olsanız bile ille de çalışmanız gerekmez; benim evim otel-lokanta. Yeter ki okuyun. Size bırakacak malım mülküm yok, bırakabileceğim tek miras okutabilmemdir, eğitiminizdir.." Derdi...
Yeni Çalışmalarım
"Yaşadıkça Adım Adım" ın ardı sıra Evrensel Gazetesi konuk yazarlığım, kimi dergilerde yayımlanan öykülerim, TV.Radyo yayınlarındaki konukluğum ve okullardaki söyleşi ve imza günlerim, kimi sempozyum ve festivallere çağrılışım iyice tanınır ve işlevsel kıldı beni. Bu arada Yaşadıkça Adım Adım'la sağlamlaşan adım üniversitelere de konu olmamı sağlamış, Türkçe öğretmenlerinin de onadığı bir ad yapmıştı. Söyleşi ya da panellerde aldığım tepkiler; hem bu romanın sürmesi arzusu olmuştu -kahramanlarının sonlarını merak etmek adına- hem de günümüz Türkçesiyle yazıyor olmam vurgusuydu. Ve artık bir vurgusal lâkap da verilmişti; Türk Kafka'sı.Bu arada İzmir'den yeni bir davet almıştım. Açık adla İlk Gençlik Öykü Yarışmasına katılmam arzusulanmıştı. Sonuca gitmem de en kötü koşullarda aceleyle ve hiç karalama çalışamadan(spontane) doğrudan yazıp yetiştirme çabasıyla ürettiğim 27 öyküAralıksız yazdığımdan hazırda bekleyen 7 dosyam daha var ve tabii ki yazmayı sürdürdüklerim. Bunlardan ikisi halen baskıda..."Bataklıkta Asansör Var" adlı genç roman ve "Renkayistan" adlı fantastik genç öykü.Size buradan hatalı kapaklarını sunuyorum şimdilik. Görüşmek üzre umutla kalın.
Yasal uyarı: Kirklarelim.net'e ait olan haber ve yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...
Yorumlar (3)
![]() Yorum Yazın
|
|||
| Son Güncelleme: Perşembe, 12 Ağustos 2010 11:34 |









bir internet gazetesinde yazmasına sevindim.Kalemine sağlık Hülya arkadaş..