Üye Girişi
Yazarlarımız

- Oku, oku.. Budur, sonu!
- Ruhların çırpınışı
- Siyasi irade(sizlik)
- Ben bir küçük karıncayım...
- Kendinize bir iyilik yapın
Facebook Fans
| S.O.S |
|
|
|
| Ferdi tarafından yazıldı | |||
| Pazar, 04 Ocak 2009 16:14 | |||
|
Geçen yıl bu zamanlarda, gerek televizyonlar, gerekse gazeteler bas bas bağırıyorlardı… “Küresel ısınma tehdidi” diyerek, felaket senaryoları yaratılıyor, herkesi duyarlı olmaya davet ediyorlardı… Peki, şimdi bu insanlar neredeler? Farkında mısınız şu sıralar “kendi kendine gündem yaratan ulusal medya” bu konuda hiçbir şey yazmıyor. Sanırım geçen yıla oranla biraz daha serin geçen bu yaz mevsimi, dünyanın sonunu getiren kıyamet senaryolarını da bir kenara attırdı… Hâlbuki bir önceki yıl ile bu yıl arasında iyiye giden hiçbir şey yok… Daha da kötüye gidiyor… Dünya hala “S.O.S” veriyor… Ama duyan var mı bilinmez… Dünya nimetlerini sonunu getirircesine tüketen biz zavallı insanoğlu, çağlar boyunca gezegenimizin ayakta duracağı bilinci ile yaşadık. Öyle ya, nesiller doğuyor, yaşıyor, ölüyor ama dünya hala dönmeye devam ediyor… Ancak merak ediyorum; İnsanlar yaşlanıp öldüğüne göre, dünyanın da bir yaşı olduğu ve onun da yaşlanma ihtimalinin olacağı kimseye mantıklı gelmiyor mu? Gelişen teknoloji bir anlamda doğanın da katili oldu… Bizler kendimizi “sanayi devrimi” ve “elektronik çağ” masallarıyla avuturken, “yeşil” can çekişmeye başladı… Ve bu uzun sürecin ardından, en şiddetli olarak geçen yıl “uyanış” göstermemiz, beni bir hayli şaşırttı doğrusu… “Bravo” dedim kendi kendime, “Erken uyandık, tüm bu olanlara” *** Güneş her gün doğar ve batar… Buharlaşmanın ardından yağmurlar yağar… Hava soğur; kış gelir, ısınır; yaz gelir… Bu döngü içerisinde bizler de yaşamlarımızı rahatlıkla sürdürürüz. Ama “rahatımız” bozulsun da istemeyiz hani… “Nereden çıktı bu küresel ısınma, ne güzel yaşıyorduk işte” diyenler var… Hepimiz öyle diyoruz aslında… Gerçeklerle yüzleşmek kimsenin işine gelmiyor… Örneğin; yapılan “tasarruflu su harcama” uyarıları bir kulaktan giriyor, ötekinden çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde gazetemizde yayınlanan bir haberi hatırlayın; “Esas su israfını belediye yapıyor” başlıklı haberde, belediye işçileri tarafından günde birkaç öğün sulanan çiçekler ve çimlere harcanan “can”suyu gözler önüne serilmişti. “Su tasarrufu yapın” diyen kim? Belediye. Suyu hunharca harcayan kim? Kendisi… Bu keşmekeş bir yana, tüm uyarılara rağmen dünyamızı gördüğü bu “ilgisizlik” ve “umursamazlık” yok edecek gibi geliyor bana… *** Bilim-kurgu senaryolarına çok da yabancı birisi değiliz. İzlediğimiz o görkemli gişe filmlerinin, ardında saklanan gerçeklerin karşınıza çıkabileceğini bir düşünsenize… Dünyaya çarpmaya hazırlanan meteorlar, küresel ısınmanın getirdiği küresel soğuma (!) başka gezegenlerde aranan hayatlar… Dünyaya yaklaşan bir göktaşı olduğunu bilseniz ve gezegeninizin sadece iki günlük ömrü kaldığı gerçeği ile yüzleşmek zorunda olsanız, ne yapardınız? Ya da “su” yüzünden çıkan savaşlar esnasında “bir yudum su” için insan öldürdüğünüzü düşünebiliyor musunuz? Dünya’nın artık yaşanamayacak bir hale gelmesi sonucunda, başka bir gezegende yaşayabileceğinizi bilip, oraya gitmek için verebileceğiniz mücadeleyi hayal edebiliyor musunuz? İnsanoğlu “gerçek” kıyamet senaryosunu, şu anda kendi yazıyor. Sonunu ise nasıl bağlayacağı yine kendisinin ellerinde…
Favorilere Ekle
Sık Kullanılanlar
E-posta ile Bildir
Okunma: 2638 Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|




