Üye Girişi
Yazarlarımız

- Oku, oku.. Budur, sonu!
- Ruhların çırpınışı
- Siyasi irade(sizlik)
- Ben bir küçük karıncayım...
- Kendinize bir iyilik yapın
Facebook Fans
| Pembe gözlük takana, her gün bayram! |
|
|
|
| Ferdi tarafından yazıldı | |||
| Pazar, 04 Ocak 2009 16:16 | |||
|
kinci Meşrutiyet’in ilanını (24 Temmuz 1908) büyük bir coşkuyla karşılayan dönemin gazetecileri, ertesi gün çok farklı bir gazete dağıttı halka… Çünkü kafalarına takılan kilit artık kırılmıştı… Sansür memurlarının kontrol etmediği ve rahatça yazdıkları haberler, sütunlardaki yerini almıştı… Halk da büyük bir keyifle okuyordu artık gazeteleri… Sokaktaki insan eline haber ulaştıran basın emekçilerine yoğun bir ilgi gösterdi.
24 Temmuz her yıl “Basın Bayramı” olarak kutlanıyor… Yıl; 2008… Aradan tam 100 yıl geçti… Gazete sayfaları renklendi, beyinler de renklendi… Hemen her ulusal gazetenin arka sayfasında, sağ üst köşesinde çıplak veya yarı-çıplak bir kadın resmi görebilirsiniz. Yaşasın sansürün kaldırılışı! Yaşasın teşhircilik! Peki, siz okuyucular, “gerçek” basın emekçilerinin bin bir güçlüklerle yaptıkları haberleri nasıl yazdıklarını hiç merak ediyor musunuz? Hangi koşullarda nelerle karşılaştıklarını biliyor musunuz? “Edindiğimiz bilgilere göre” yazan haberlerde o bilgiler nasıl ediniliyor hiç düşündünüz mü? Ve en önemlisi, sizden, hatta bizlerden saklanan gerçeklerin var olduğu veya olmadığı sorusu aklınızı kurcalıyor mu? *** “Alınan bilgilere göre…” veya “Edindiğimiz bilgilere göre…” ibaresi içeren her habere kuşkuyla bakılır… “Sıkıysa yazsana” demesini bilen okuyucuya, mikrofon uzatıldığı zaman ise kaçacak delik arar. Hâlbuki gazeteci bu tavrıyla bilgi saklamaz… İsim vermeyerek, bilgi aldığı kişiyi ve kurumu korur. “Aman ismimi yazma” diyen masum bilgi kaynağı artık rahattır. Aynı gazeteci yine gelsin, yine bilgi verir… Bir düşünün; bu ülkede haber alma özgürlüğü var… Bu ülkede sansür yok… Bu ülkede düşünceleri özgürce ifade edebilme hakkı var… Ama hala birileri birilerinden korkuyor… Üstelik sadece kendisinden değil, gölgesinden dahi korkuyor… Tekelci ulusal medya işine geleni yazıyor… Diğer taraftan koltuğunda rahat durmayan, “bunu da yazmazsam olmaz” diyen kalemler kovuluyor… Öteki taraftan, değiştirilen İhale kanunları ile yerel basın bir şekilde bitirilme noktasına getiriliyor… Sonra da Basın Bayramı kutlanıyor… Bayram gelmiş neyime!!! Okuyucu olarak gazetenizi alıp okumaya başladığınız zaman, gördüğünüz resimlere ve yazılanlara inanmakla mükellefsiniz demektir. Size sunulanın ötesine geçemezsiniz… Bu her kitle iletişim aracı için aynıdır. Televizyonda haberleri izlerken, sizlere sunulan görüntüleri “gerçek” olarak kabul etmelisiniz. Radyo dinlerken, internette haber okurken, hatta cep telefonlarınıza gelen bilgi mesajlarını dahi, hepsini “doğru” olarak benimsersiniz. Eğer sizden saklanan bir gerçek varsa, yüzünüzü örten örtüyü kaldırmaya kalkışamazsınız… Gerçekler artık sadece sizin merak duygunuzu kabartan bir olgu olup çıkar, onları öğrenemezsiniz… *** Dün “Basın Bayram”ıydı. Böylesi günlerde, dünyayı tozpembe gösteren gözlüklerden kurtulmamız gerektiğini düşünüyorum. Basının uğradığı haksızlıkların da gündeme getirilmesi gerekiyor… O çirkin gözlüklerden kurtulmadıkça, gerçekleri de göremeyeceğiz… Madalyonun öteki yüzünden korkmamalıyız artık… Her şeye rağmen, basın camiasının 24 Temmuz Basın Bayramı kutlu olsun… Merak ettiklerinizi, öğrenmeniz dileğiyle…
Şu kitabı okuyun: “Çekme Ulan Şerefsiz!” Yazan: Önder Şuşoğlu. (Polis muhabirlerinin başına gelen traji-komik, ama % 100 “gerçek” hikâyeler.)
Favorilere Ekle
Sık Kullanılanlar
E-posta ile Bildir
Okunma: 2736 Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|




