Üye Girişi
Yazarlarımız

- Oku, oku.. Budur, sonu!
- Ruhların çırpınışı
- Siyasi irade(sizlik)
- Ben bir küçük karıncayım...
- Kendinize bir iyilik yapın
| Oku, oku.. Budur, sonu! |
|
|
|
| Ferdi tarafından yazıldı | |
| Pazartesi, 05 Temmuz 2010 09:51 | |
|
İlimize yansıtılan tüm bu olumlu gelişmeler, bazı gerçeklerin üzerini örtemiyor ne yazık ki… Gerçi birçok olumsuz yön var, ancak izin verirseniz ben sadece iki tanesinden bahsetmek istiyorum; 1. Kırklareli'nde büyük bir beyin göçü yaşanıyor. 2. Evet, Kırklareli'nin eğitim düzeyi oldukça yüksek. Ancak bunu sosyal hayatımıza yeteri kadar yansıtamıyoruz. *** Küçük bir şehirde yaşıyoruz… Ancak şehrimiz küçük diye, yatırımların da küçük olması şart değil elbette… Bizim de doğal kaynaklarımız, üretime yönelik alanlarımız var bünyemizde… Yine de "Kırklareli'nde iş yok" diyerek çizilen karamsar tablolar, zamanla gerçeğe dönüştü ve Kırklareli yavaş yavaş istihdam alanında büyük bir sessizliğin içine gömüldü… Size kısa bir hikâye anlatacağım… Aslında bu hikâye birçok Kırklareli gencinin yaşadığı "acı" bir sonla neticelenen bilindik bir öykü; Daha lise çağında kafasına koymuştu… Çok genç yaşta olmasına rağmen, yaşadığı memleketinde çalışmak, burada para kazanmak istiyordu. Öyle ya hem sevdiği şehirde ekmeğini çıkaracaktı, hem de kendi şehrini kalkındıracaktı. Büyük planları vardı… Kırklareli'ne yakışan bir üretim merkezi, bir fabrika yapmak istiyordu. Önce küçükten başlayacak, yavaş yavaş büyüyecekti. Ama anne-babası aynı fikirde değildi. Annesi; "Baban gibi bu şehre tıkılı mı kalacaksın? Git başka yerlere kendini kurtar! Burada bir şey yok!" derken, baba da anneye desteğini esirgemedi; "Oğlum ne yapacaksın buralarda? Kendine iyi bir iş bul, iyi bir hayat kur. Kırklareli'nde hayat yok!" O liseli gencin üniversiteye adım atarken yaşadığı bu baskılar ve çevresinden gelen tepkiler hayatını şekillendirdi. Sonuna kendini Ankara'da, Istanbul'da veya Izmir'de özel bir şirkette kariyerinin zirvesinde buldu. Ama aklında hep Kırklareli vardı… Planları, hayalleri… Sonunda emekliliğini orada geçirmeye karar verdi… Kırklareli'ne böyle diyorlar… "Emekliler şehri"… Bu hikâye size çok tanıdık geldi mi bilmem ama Kırklareli'nde ülkenin birçok yerine uçan beyinler, yaratıcılıktan yoksun olarak, sistemin bir parçası niteliğinde, özel bir şirkette iş yaşamı ile birlikte gündelik hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Evet, mutlular… Evet, para kazanıyorlar… Evet, güzel bir hayatları var… Ama istediklerinin tam olarak bu olduğundan emin değilim… *** Kırklareli'nin eğitim düzeyi oldukça yüksek(miş). Buna bir sözümüz yok! Ancak bu durumun sosyal hayatımıza olan yansımalarını görmek pek de mümkün değil açıkçası… Farkında mısınız bilmem ama Kırklareli'nde sadece 1-2 tane kitapçı bulabilirsiniz. Onların da büyük bir kitap arşivi yok. Bu insanlar kırtasiyeciliğin yanı sıra kitap satıyorlar. Peki, neden Kırklareli'nde kitapçı yok? Neden insanlar sinemaya gitmiyor? Neden Kırklareli'ne birkaç ayda bir tiyatro geliyor? Neden Kırklareli'nde sergi, konser gibi etkinlikler çok az sayıda gerçekleşiyor? Bu soruların cevaplarını siz zaten biliyorsunuz… Yorumlar (2)
![]() Yorum Yazın
|




Her fırsatta Kırklareli'nin eğitim düzeyinin çok yüksek olduğundan bahsedilir… Üniversite mezunu sayımızın, diğer illere oranla yüksek olduğu, yine gelir seviyesinin tarım ekonomisine dayalı olarak her geçen yıl artış grafiğini tavana çıkarttığı vs… vs…

Suç kimin araştırması en ciddi kaygımız olmak zorunda.
Kaleminize, yüreğinize teşekkür ederim.