GTranslate

English Bulgarian Chinese (Simplified) French German Italian Japanese Romanian Russian Turkish

Facebook Fans

Güvensiz bir dünya algısı ! PDF Yazdır e-Posta
alpay tarafından yazıldı   
Perşembe, 15 Nisan 2010 20:45


-Güvensiz Bir Dünya Algısı-

Günümüz dünyasının hızlı temposunda, malesef kendimize ayıracağımız zamanın kıtlığında yaşıyoruz ! Günlük sorunlardan ve bunlara çözümler bulmaktan kısacası bizim etrafımızdaki dünyadan, gerçek dünyayı algılayamıyoruz. Yada kendi önyargılarımız, düşüncelerimiz ve hayatımızda geliştirdiğimiz savunma mekanizmalarının itmesiyle kafamızda bir dünya yaratıyoruz ve öyle algılıyoruz dünyayı...

Algılarımız gerçekçi olmayınca, mutlu olamıyoruz, pozitif düşünmeyi zayıflık olarak görüyor çoğumuz! "Bu acımasız dünyada heran tetikte" olmamız gerekiyor bize zarar verecek olaylara yada insanlara karşı ! Dış dünyaya karşı ördüğümüz duvarlar-savunmacı tarafımız kısa vadede işe yarıyor gözükse de, uzun vadede mutsuzluğa ve yalnızlık duygusuna yolaçıyor sanırım...

Bizler özelimizde, dar çevremizde yaşadıklarımızı tüm dünyaya malediyoruz ve genellemelerle bundan sonraki davranışlarımıza gerekçeler oluşturuyoruz... "Herkes kötü, herkes yalancı, herkes çıkarcı, herkes üçkağıtçı olmuş ben de ona göre hareket ederim" diyoruz. İnsanlarla sosyal hayattaki rollerimiz dışında bir samimiyet kurma yolunu pek seçemiyoruz... Yeni dostluklar kurma yolunda isteksiz davranıyoruz.

TV'de özellikle haber bültenlerinde izlediğimiz olaylar, insanların başına gelmiş kötü hadiseler de bizim savunmacı tarafımızı destekliyor ve devir ne kötü olmuş algısıyla da tanıdığımız yada tanımadığımız her insan bizim için potansiyel bir suçlu oluyor:-) gözümüzde...

ÜLKEDE GÜVEN AZALINCA...

Günümüz dünyası paylaşımcılığı değil rekabeti tetiklediği için de bencilce davranmanın yanında rekabetin getirdiği savunma güdüsü(bulunduğun konumu koruma) ve dünyayı güvensiz bir yer gibi algılama, insanın ruhsal durumunu fazlasıyla etkiliyor. Oysa ki insanın en yaşamsal gereksinimlerinden biri de kendini güvende hissetme gereksinimidir... Kendini güvende hissetmeyen insan, mutlu ve huzurlu yaşayamıyor elbette...

Çevresel algılarımızın, bizi güvensiz bir ortamda yaşıyor olarak algılatıyor olmasının yanında, ülkemizde yaratılan güvensizlik ortamı da bizlerin geleceğe dair umutsuz bakmamızı tetikliyor. Böyle bir ortamda elbette tedirginlikleri, belirsizlikleri yaşamamız bizlerin ruhsal anlamda huzursuz olmamıza sebep oluyor. Yaşanılmış tecrübelere dayanılarak, insanlara ve de devlete, hukuk sistemine olan güvenimizin azalmış olması; bizleri tedirginliğe-korkuya sevk ediyor. Bu ülkede güç para, güç mevkii, güç bir gruba aidiyet, yada güç arkanda duracak itibarlı-varlıklı insanlar vb.gibi algılarımızdan ötürü bunlara sahip olmadığını düşünenlerimiz, kendisini güçsüz, zayıf, sahipsiz hissediyorlar.

ÇÖZÜM NOKTASINDA İLK AKLA GELENLER...

Bu yargıları kırmak, ülkede güven ortamını sağlamak için öncelikli yapılması gerekenlerden birisi, gelir adaletsizliğinin önüne geçilmesi, zengin ile fakir arasında açılan mesafenin kapatılması yani gelirde adil paylaşımın sağlanması gerekmektedir.

Haksız kazancın, vurgunculuğun önüne geçilmeli, güçlünün hukuku değil haklının hukuku işlerlik kazanmalıdır... Hukuk sistemimizde uygulama noktasındaki eksiklikler ve de kanunsal boşluklar giderilmeli, suçu olan herkesten hesap sorulabilmelidir... Devlet emekli olmuş vatandaşını insanca yaşama standardının altına düşürmemeli, işçisinin yaşam standardını yükseltmeli ve çalışma koşullarının iyileştirilmesini sağlayabilmelıdır. Bazı bölgelerde günümüzde de devam eden feodal yapıya son verilmeli, kişinin birey olabilmesi, kendi kararlarını verebilmesi sağlanabilmelidir. Herkesten geliri-kazancı ölçüsünde vergi alınmalı, dolaylı vergilerden vazgeçilmelidir.
Vatandaş kendisinden alınan vergilerin nerelere harcandığını, hangi yatırımların yapıldığının yada niçin yapılamadığının hesabını sorabilmelidir. Devlet sosyal devlet kimliğine sadece seçim dönemlerinde bürünmemeli, hakkaniyetli bir biçimde ihtiyaç sahiplerine onurlarını zedelemeden gösteriden, şovdan, kameralardan uzak yardımlar-destekler sağlanmalıdır. Sivil toplum kuruluşları, özellikle insan hakları konusunda ideolojik davranmayıp, bölücü grupların haklarını savunuyor imajından kurtulup, terörden gerçekten mağdur olmuş bölge halkının ve yakınlarını şehit vermiş insanlarımızın ve de gazilerimizin insan haklarını da savunmada devreye girmelidir... Dışarıdan fonlanan ve gerçek amaçlarının görünen amaçlarından farklı olduğu apaçık ortada olan birçok sivil toplum kuruluşunun faaliyetlerine çekidüzen verilebilmeli, insanların devletin gücüne-otoritesine olan inancı pekiştirilebilmelidir... (Demokrasiyi başıboşluk, sınırsız özgürlükler olarak propaganda edip, gizli amaçlarında demokrasiyi araç edinenlerin maskeleri tamamen düşürülmelidir...)

Bu söylediklerimiz ışığında; birleştirici, insana insan olduğu için değer veren gerçek bir demokrasi oluşturmak noktasında ilerlemek ve bize bu konularda ahkam kesen batı dünyasının da ilerisine geçerek, günümüzde siyasilerin ağızlarına sakız ettiği o "Muassır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmak" ülküsüne böylelikle gerçek ilk adımları atmış olmaz mıyız? Türkiyelilik gibi sinerjimizi azaltan uyduruk kavramlar yaratmak, etnik kimlikleri kaşımak yerine doğru dürüst, gerçekçi fikirlerle, günümüzün öncelikli gerçek sorunlarına eğilerek, çözüm noktasında eyleme geçebilmek bize yakışan davranışlar olmaz mıydı?

Son söz olarak; İnsanlarımız, devleti oluşturan tüm kurumlara, siyasetçilere, sivil toplum kuruluşlarına, medyasına güven duyabilmeli, tek bir ortak paydada birleşerek, birlik beraberlik içinde geleceğe umutla bakabilmelidir. Böylelikle mutlu, huzurlu, geleceğinden güven duyan bireylerden oluşan bir toplumda yaşamanın güzelliğine varabiliriz sanırım... Bunun için yönetici konumunda bulunanlara, büyük görevler düşmektedir...

BİRAZ DA NEŞELENELİM...

Güvensiz bir dünya algısı kötü ama bazı konularda özellikle aşk-meşk konularında fazla güven de insanın başına işler açabiliyor:-)

BİR EKONOMİSTİN ESKİ SEVGİLİSİNE SİTEMİ:-)

Hayat borsasından satın aldığımız aşk tahvillerimizin getirisi ayrılık mı olacaktı sevgilim:-) Sensizliğimin üzerinden çok seanslar geçti:-) ama ben seni hala unutamadım.

Sen ne güzel bir sevgiliydin otur derdim otururdun kalk derdim kalkardın tahtıravalli gibi sevgiliydin:-) söz dinlerdin... Serbest piyasadaki döviz kurlarına müdahale eden Merkez Bankası gibi güçlü hissettirirdin bana kendimi:-)
Ama ne oldu bişeyler oldu sana, söz dinlememeye başladın! Hatırlıyorum da en son kalkma dediğimde kalkmıştın, kalk dememi beklemeden sen:-)
Sonra da gitme demiştim de sen gitmiş, beni terketmiştin:-) Sonradan öğrendim; Tokyo borsasında tanıştığın Nakitatilo'nun kollarına uçmuşsun:-) hemen, taa Japonya'ya... Daktiloya benzer ismi, ninja kaplumbağaya benzer cüssesiyle-görünüşüyle o adam sana ne verebilirdi ki, getirisi az olan japon hazine bonosundan başka:-)
Sen isteseydin ben sana İMKB'nin tapusunu getirirdim be sevgilim:-) (Tapu kadastrodan fotokopi örneğini tabiki)

Bana darbeyi vurmuştun, yüreğimdeki göstermelik demokrasiyi yıkıp... Demokrasim sahteydi belki ama, sevgim gerçekti... Senin sevginin üzerine inşa etmiştim aşk cumhuriyetimi ben:-) Sıkıyönetim mahkemelerinde idam etmiştin sevgimi sen:-) Ama ben seni hiç unutmadım! Dış mihrakların-japon ninjaların oyununa gelip, o zaman beni yüreğinden tasviye ettin belki ama ben seni yüreğimden çıkaramadım hala! Yeni dünya düzeninde sevgiler üç paralık değere düşmüş olsa da senin değerin bir devletin koca bütçesi gibi hala büyük içimde:-)

Herşey değişiyor sen de çok değişmişsin, Küreselleşme sana yaramamış:-) Tokyo'lu Daktilo yetmemiş, her kıtadan birer sevgili edinmişsin:-) Liberal ekonomi'de tam değerini bulmuşsun aslında! Hovarda borsalarında tavan yapmış gönül hisselerin... Günü birlik manipülasyon dolu aşklarında göstermelik yaşamışsın hayatı! Sahte para gibi dolaşmışsın piyasalarda:-) Sahtelikler dünyasında sen de yerini almışsın... Gerçek aşkın değer yitirdiği sistemde, sahteliklerinle daha bir değer kazanmışsın...

Benim ise İMF'den para dilenen üçüncü dünya ülkelerinden farkım kalmadı biliyor musun! Sevgiyi dilenmişim yüksek faizlerle karanlık kalplerden:-) Sahte olamamışım senin gibi ama gerçeğimi de yitirmişim bu düzende:-) Üç paralık insanlara beş paralık değer vermişim, kendi değerimi de yitirmişim böylelikle... Sevgi borsasında dibi boylamışım:-) Sisteme senin gibi entegre olamamışım:-)

Dedim ya; dibe çakılmış bir hisse senedi gibiyim:-) değer kazanabileceğim günleri bekliyorum şimdi:-)

Her yazımızın sonunda olduğu gibi son söz olarak; "Yüreğinde bir nebze olsun sevgi barındırabilen, güzel insanlara selam olsun..." diyoruz.

 

ALPAY

İletişim: Facebook'tan ulaşmak için TIKLAYIN... - Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir - Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yasal uyarı: Kirklarelim.net'e ait olan haber ve yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...

Bookmark with:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
Yorumlar (2)Add Comment
...
Yazan Hlytozlu, Nisan 18, 2010
"İnsan oğlu çiğ süt emmiş!" ünlü demecesi insanın yapısındaki ego öncüllüğü kuşkusuz. Bunun en iyi ilâcı da eğitim. Yanı sıra bireysel sorumluluğumuz; düşünme ögesi. Diğer canlı varlıklardan üstünlüğümüz bu ama kullanmak yerine kalıplarda yaşamak tembelliğini yeğliyoruz. Oysa üstün varlık insan en güzel(ler)e lâyıktır. Hiç unutulmaması gereken bu gerçeği/mizi öne çıkaran duyarlılığınız için teşekkür ederi(z)m.smilies/smiley.gif
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0
...
Yazan pervin, Nisan 28, 2010
evet malesef biz insan oglu gercekten gunden gune guven duygumuzu kaybediyoruz... ama bunun sebebini yine donup kendimize bir sormamiz lazim diye dusunuyorum... ozellikle ekonomistin sevgilisine sitemi super smilies/smiley.gif yine harika bir yazi cikarmissin.. eline saglik alpay..... almanya koln den sevgiler smilies/wink.gif
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
eksi not | artı not

busy
Son Güncelleme: Perşembe, 03 Şubat 2011 21:27
 
Hülya Tozlu'nun yeni yazısı...
Yazarımız Hülya Tozlu'nun yeni yazısı: "Pozitif Düşünelim"... Yaşamda başarı gösterenleri alkışlarız. Sahne sanatçılarından fazlasıyla keyif almışsak eğer hatta ayakta...
Doğum gününde, eserlerini sergiledi !
Karadeniz teknik Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları bölümü mezunu Leman Güvenkaya, 11 yıl boyunca yaptığı 90 eserini, Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde açtığı ilk...
Ünyespor:2 Kırklarelispor:1
MAYIS/2012 - Spor Toto 2'nci Lig Kırmızı Grup'taki temsilcimiz Kırklarelispor, deplasmanda oynadığı maçta,  Ünyespor'a 2 - 1 yenildi...Ünyespor'un cezası nedeniyle Samsun 19 Mayıs...