GTranslate

English Bulgarian Chinese (Simplified) French German Italian Japanese Romanian Russian Turkish

Facebook Fans

Çıkmak ve Cepkolik Gençlik! PDF Yazdır e-Posta
alpay tarafından yazıldı   
Perşembe, 03 Şubat 2011 21:54
-Çıkmak ve Cepkolik Gençlik-
 
Uzun bir aradan sonra Kirklarelim.Net web sitesinde yeni bir yazıda sizlerle birlikteyiz...

Yazımızın ilk bölümünde 'Çıkmak' olgusunu sorgulayacağız. Çıkmak bir gereklilik mi, popüler kültürün dayatması mı:-) Her önüne gelene çıkma teklif eden ergenlerin durumu:-) Gençlerin çıkma merakı nereden kaynaklanıyor:-) her çıkışın bir inişi var mı:-) çıkmak sınıfa mı:-) inmek öğrenci işlerine mi?
 
İkinci bölümde ise Cepkolik gençliği sorgulayacağız:-) Erkek vatandaşların cep telefonlarıyla hava atma alışkanlıkları:-) Genç kızların telefon merakı nereden kaynaklanıyor:-) kız arkadaşına kontör ikram eden erkek vatandaşlarımızın durumu:-) erkek arkadaşlarını kontör sağlayıcı:-) olarak kullanan ama servis sağlayıcının kampanyalarından bi haber olan genç kızlar:-) telefon kültürümüzün sınırları...  Ve daha neler neler:-)

BAŞLARKEN...

Uzun bir süre ara verdiğimiz yazılarımıza, gençlere yönelik tatlı-sert mesajlar içeren:-) ama neşeli:-) bir yazıyla geri dönelim dedik, kötü etmedik umarım:-)

ÇIKMAK AMA NEREYE ?

"Çorap değiştirir gibi sevgili değiştiren, her yeni ilişkide temiz sayfa açtım diyenlere sesleniyorum: Sizin defter kaç ortalı?"

Sevgili okuyucu bir saniye bu soruyu ben sormadım:-) bunu duvarına bir arkadaş yazmış, bahçe duvarına değil tabi face'den bahsediyorum... Okuduğumda hoşuma da gitmedi değil hani, bu cümle fena bir soru cümlesi:-) Günümüzde insanlar çorabını bile değiştirmeden sevgili değiştirebiliyor, 1 saat önce seviyorum canım cicim diyenler 1 saat sonra beni aldatıyorsun seni yalancı duygularımla oynadın:-) diyebiliyor... Ve şöyle diyologlar da yaşanabiliyor: N'oldu aşkım? Bi de soruyor:-) Seni aşağılık:-) beni aldatıyorsun dimi:-) Nereden çıkardın aşkım? Sus konuşma, telden kaç kez seni aradım niye cevap vermedin? Duymadım aşkım... Hadi ordan:-) ben anlamıştım zaten beni aldatıyorsun onunla birlikteydin dimi? Kiminle aşkım? itiraf ettin işte biri var hatta soruyorsun kiminle hangisiyle diye Allah'ımmm:-) kaç kişiyle aldatıyorsun beni:-)

İlişkiler büyük bir güven üzerine kurulu günümüzde anlaşıldığı üzere:-) Ne diyordu soruda, sizin defter kaç ortalı? Bu soruya büyük bir pişkinlikle şöyle bir cevap verilebilir aslında, ne defteri abicim yaa:-) ben her yeni sayfamı word yada power point'ten açıyorum:-) yani sayfalar sonsuz:-) bilgisayar çökmediği sürece o da:-)

Ama bilgisayar gün geliyor çöküveriyor, dünya başına yıkılıveriyor insanın, çünkü etme bulma dünyası, başkasına yaptığını bir başkası da sana yapabiliyor... İlişkilerinde hep terkeden olan, gün geliyor terkedilen olabiliyor... Hovarda gönüller de bazen sert bir kayaya toslayıp dümdüz olabiliyor:-)

İlişkilerin cıvıklaştığı günümüzde insanlar çay ısmarlar gibi ilişki ısmarlıyorlar birbirlerine... "Günaydın naber Münevver? iyiyim Tosun sen nasılsın? İyidir... Tosun ya hadi gelsene... Nereye Münevver? He öğrenci işlerine inelim ya ertelenen vize tarihlerini öğrenelim, panoya asmışlardır... Münevver ben bişey dicem sana, benimle çıkar mısın? Hayır Tosun nereye çıkacaz öğrenci işlerine inmeliyiz sen çıkalım diyorsun:-) Olur Münevver ama sonra çıkarız dimi? Çıkarız Tosun sınıfa çıkarız:-)

Ergenliğin bunalımlı dönemlerine dayanıyor aslında bu çıkma muhabbeti:-)

Örneğin, 1. sınıfa başlayan bir lise öğrencisi ilk yarıyıla kadar sınıfının kızlarının 3'te 2'si ile 2. dönem sonuna kadar ise aynı kattaki komşu sınıfların kızlarının 5'te 2'si ile çıkmış ve mutluluğu hala bulamamış olabiliyor:-) Ve aradığı mutluluğu üniversite yıllarında da yoğun bir şekilde aramaya devam ediyor:-)

Popüler kültürün; hayatı, sadece aşktan ibaret sayıp bu şekilde empoze etmesinden ötürü de gençler, mutlaka birileriyle çıkma(takılma) yolunu seçiyor taa ki evlenene kadar:-) Bazıları evlendikten sonra da bu huyundan geçmiyor o da ayrı bir konu:-)

Elbette çıkmak, hoşlandığın birisiyle vakit geçirmek ve onu tanımaya çalışmak güzel bir durum ama bunu da abartmamak gerek:-) Hele şuursuzca önüne gelenle takılmak; duygudan, sevgiden uzak samimiyetler kurmak insana ne kadar mutluluk getirebiliyor orası muhamma!

Aşka gelince; o sadece hayatta bir kere yaşanıyor yani gerçeği, çakmaları(sahteleri) ise her zaman...diyerek yazımızın ikinci bölümüne geçiyoruz...

CEPKOLİK GENÇLİK !

Günümüz dünyasında 'teknolojinin nimetlerinden faydalanmak' adına hiçbir şeyden geri kalmıyoruz öyle değil mi sevgili okurlar... Teknolojiyi takip bizim ülkemizde, her yeni çıkan bir ürüne yada bir ürünün yeni modeline (bilinçli olarak tam manasıyla bize sağlayacağı avantajları araştırmadan) hemen sahip olma isteği olarak yansıyor ne yazık ki... Toplumu oluşturan bireyler olarak, 'bilinçli tüketici' olma yolunda mesafe katedemediğimiz su götürmez bir gerçek !

Özellikle gençler, teknolojinin günümüz nimetlerinden en popüleri olan cep telefonu konusunda çok duyarlı:-) Yeni bir model piyasaya sürülmeye görsün ki, henüz iki ay önce almış olduğu telefonu geçerli bir neden yokken, yenileme yoluna gidiyor gencimiz:-) Son model telefonu cebine koyan ülkemin genci, daha sonra da hattına kontör yükleyecek parayı bulamıyor o da ayrı mesele:-)

Mühim olan bir cafeye gittiğinde özellikle arkadaş ortamında, son model bilmem kaç piksellik:-) kameralı, mp3'lü cep telini masaya koyup: 'Hey millet görün benim yeni telefonu:-) Yine en son modelini aldım:-) mesajını verebilmek sanırım... "Oğlum:-) sen eskisini yeni almamış mıydın zaten" gibi mutasyona uğramış:-) cümlelerle çanak sorulara muhatap edilerek, tel. sahibinin ruhunu okşamak ve "he kanka eski olan teli mi diyorsun, onu bilmem kaç yüz dolara okuttum(sattım!) sonra da gördüğün bu en yenisini aldım" cevaplarıyla ortamdaki kızlara, güya:-) ne kadar işbilir bir kişi:-) olduğunu göstermek...

Kredi kartına 299:-) ay taksitle:-) aldığı telefonla hava basmanın gerekçesi, insanların ruhuna işlemiş aşağılık kompleksinin dışa vurumu mu?(Bu kompleksten ötürü kendini diğerlerinden üstün kılma isteği), yoksa insanın doğasında varolan kendini dış dünyaya sunma biçimi midir sizce ? Ne dersiniz:-) Ben ikinci şıkkın ağır bastığını düşünmek istiyorum:-)

Psikolojik olarak her insanın doğasında(özellikle de gençlik çağlarında) dış dünyaya kendini sunma(ben buyum deme) ihtiyacı vardır... İnsan; kendinde beceri, yetenek, eğitim-kültür yada kişilik olarak üstün yada farklı bir taraf bulup sunamıyorsa eğer, bu sefer dış görünümüyle bunu yapmaya çalışır...

Bizim ülkemizde de bir çok kişi; giyimi kuşamı, aşırıya kaçan makyajı, yanında-üstünde taşıdığı pahalı aksesuarlar (gösterişli-pahalı cep telefonu, kolye, yüzük çanta vb.) ile kendinde, farklı yada üstün bir imaj yaratarak (dikkat çekerek) dış dünyaya 'işte ben buyum' mesajı verme yolunu tercih ediyor sanırım. Gençlik çağlarındaki kimlik arayışları, karşı cins tarafından beğenilme istekleri de bu durumu körükler nitelikte olsa gerek...

Kızların Telefon Sevgisi !
Bazı 'genç kızlar'ın caddede-sokakta yürürken devamlı telefonu kurcalaması:-) birilerine mesaj yazması yada telefonla yüksek sesle konuşması durumlarına siz de benim gibi şahit oluyorsunuzdur muhakkak...

Günümüz popüler kültürünün yazılı olmayan kurallarına göre(bilinçaltına kazınmış olan kurallar oluyor bunlar!), her genç kızın mutlaka, TV'lerde izledikleri gençlik dizilerinde olduğu gibi en az bir adet:-) sevgiliye sahip olmaları gerekmektedir:-) Sevgilin yoksa, beğenilmiyorsun demektir, beğenilmiyorsan da güzel değilsindir sonucu çıkar ortaya, bu da hiçbir genç kızın kabul edeceği bir sonuç değildir:-) Bunun yanına, kızların çoğunda bulunan yalnız kalma korkusu da eklenince, herkes önüne gelenle çıkma, daha doğrusu takılma yolunu seçmektedir:-)

İşte bazı genç kızların ellerindeki telefonla devamlı uğraşmaları:-) caddelerde telefonla yüksek sesle konuşmaları, devamlı mesaj yazmaları da, çevreye; ben beğeniliyorum, yalnız değilim, benim bir sevgilim var mesajını verme isteklerinden kaynaklanmaktadır:-)  Hatta dikkatli bir şekilde gözlem yapılırsa "Bu hattı çıkarıp çantamdaki diğer hattı taktığımda orada da bir sevgilim mevcut" mesajı verenlere de rastlanabilir:-)

Yazar, genç erkek vatandaşlarımızı uyarıyor:-)
Bir iş adamının yoğun iş takibi ihale alma vs. görüşmeleri kadar telefonla yoğun görüşen bazı cepkolik kızlarımızın da, ücretlendirmeyi bile erkek arkadaşlarına havale ettiğini, cep shoplarda dakikalarca kontor-Lira yükletmek için bekleyen genç erkek vatandaşlarımızdan anlamaktayız:-) Bu gençlerimize bizim tavsiyemiz:-) bu tip cepkolik kızların hattına kontör yüklememeleri:-) kontör transferi yapmamaları ve ödemeli gelen çağrılara cevap vermemeleri(kontörlerini boşa heba etmemeleri) yönünde olacaktır. (Cepkolik tanısına haiz kız kişisi:-) sizden yine ödemeli görüşme talep ederse meşgul tuşuna basınız ki sizde de kontör olmadığı sonucuna varabilsin:-) ve de sizden kontör talep etme olanağına ulaşamasın:-)

İlişkinizin üçüncü haftasından sonra cepkolik kız arkadaşınızın "yaa Abdurahman Can, ben artık senden elektrik alamıyorum:-) Hattımda, eskisi gibi yüklemediğin için kontör de kalmadı haberleşemiyoruz! Hem benim YGS, LGS, LYS, KPSS bir de ehliyet sınavlarına hazırlanmam gerekiyor:-) vaktim yok ilişkimize biraz ara versek iyi olacak"(sonlandırsak demenin kibar versiyonu!) sözünü işittiğinizde:-) işte o zaman, ben niçin Kirklarelim.Net'teki o çok bilmiş yazarı:-) zamanında dinlemedim dersiniz:-) Ondan sonra da yüklettiğiniz kontörlerin yazarkasa fişlerini saklarsınız artık hatıra olarak cüzdanınızda:-)

Siz fikir değiştirip yazarkasa fişlerinden katlayarak gemi-uçak:-) yapmaya karar verdiğiniz dakikalarda, muhtemelen bu cepkolik kızımız da hattına bolca kontör yükletebileceği başka bir erkek vatandaşımızı ağına çoktan düşürmüş olacaktır:-)

Basının görevlerinden olan:-) vatandaşımızı bilgilendirme ve gözünü açma:-) görevimizi de yerine getirdikten sonra gelin şimdi de ülkemizdeki cep telefonu gelişim sürecini inceleyelim kısaca:-)

Ülkemizde Cep Telefonunun Tarihi !
Ülkemizde cep telefonu kullanımı 90'lı yılların ikinci yarısından itibaren başlamış olmakla birlikte, kullanımının daha geniş kitlelere ulaşması 2000'li yılları bulmuştur.

Hatırlıyorum da sevgili okurlar, ilk cep telefonlarının uzunluğu(amiyane tabirle) mısır koçanı kadardı:-) günümüzde ise ufala ufala kibrit kutusu büyüklüğüne kadar indi:-) İşte o mısır koçanlarından bir adet:-) bende de mevcuttu o zamanlar... Telefonun adı cep telefonu olmasına rağmen, görüntüsü eski zabıta telsizlerini andırırdı:-) Mubarek telefon, cebe sığmazdı da belimize(kemere) asardık:-) Tişörtün altında kaldığı için de millet belimizde silah taşıdığımızı sanır bizden çekinirdi:-)

Bir de, o zamanlar ülkemizde tek GSM operatörü-şirketi mevcuttu! Yani, sektörde bu şirket tekeldi ! Misal o ay 1 liralık konuşmuşsak, ay sonunda 11 liralık fatura gelirdi ! (Servis sağlayıcının sinyal parası, sabit ücreti, devletin aldığı vergi vs. ile birlikte faturayı hindi gibi kabartır da kabartırlardı!)

Kabarık gelen faturaya inat bizler yine cep telefonundan konuşmaya son sürat devam ederdik:-) Neyse ki daha sonraları kontörlü hatlar çıktı da biraz rahatladık, enazından hesabımızı bilir hale geldik:-) Diğer GSM şirketlerinin sektöre dahil olmasıyla birlikte, cep telefonu kullanımı daha da yaygınlaştı, oluşan rekabetten ötürü de telefon görüşmeleri eskiye nazaran ucuzlamış oldu... Günümüzde ise binbir çeşit konuşma tarifeleriyle, telefon görüşmelerini daha da hesaplı kılmak mümkün olmaktadır !

Sonuç olarak;
Cep telefonları günümüzde olumlu yada olumsuz:-) taraflarıyla olsun, öyle yada böyle, hayatımızın vazgeçilmez birer parçası olmuş durumdadır... Bizim bireyler olarak, gösteriş olsun diye çok fonksiyonlu-özellikli telefonlara para yatırmaktan kaçınmamız, kendimizi tutamayıp satın aldığımızda ise:-) bu cep telefonunun bütün özelliklerinden yararlanmayı kendimize görev bilmemiz:-) ayrıca telefonla görüşmenin bir adabı olduğu gerçeğini(özellikle kalabalık ortamlarda) kabullenerek ona göre davranış sergilememiz, bizim telefon kültürümüzü geliştirmemiz yolunda atılmış en doğru hamlelerimiz olacaktır...

Her yazımızın sonunda olduğu gibi son söz olarak; "Yüreğinde bir nebze olsun sevgi barındırabilen, güzel insanlara selam olsun..." diyoruz.

 

ALPAY

İletişim: Facebook'tan ulaşmak için TIKLAYIN... - Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir - Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yasal uyarı: Kirklarelim.net'e ait olan haber ve yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...

Bookmark with:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
Yorumlar (4)Add Comment
...
Yazan Esinn, Şubat 04, 2011
Cok güzel bir yazı olmus gercekten..okurken kahkahalrma hakim olamadım yani o derece iy olms, mizah yönünüz kuvvetli gerckten basarılarnızın devamı dilerm
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +2
...
Yazan Selda Kurt, Şubat 04, 2011
Merhaba Sevgili Alpay Bey;
İlk önce yazılarınızla aramıza dönmüş olmanızdan dolayı size teşekkür ediyoruz uzun ara verdiniz evet umarım bir daha böyle uzun aralar vermezsiniz...
Yazınız hepimizin şahit olduğu tespitler ki bende 17 yaşında bir erkek ve 21 yaşında bir kız annesi olarak birebir yakınen şahit olduğum günümüz gençliğinin malesef ki gerçekliği (aşırı dozda olmasada benim çocuklarımında cepkolik durumları mevcut malesef)
Yazınızda genç kızlarımızın cüret gösterisinden genç erkeklerimizin amiyane tabir ile kullanılıyor oluşundan (genç kızlarımızın kontür talepleri için) bahsediyorsunuz evet bu gerçekten oluyordur eminim lakin ben olaya bir anne olarak baktığımdan en azından talep edeceklerken ailem bana sormazmı nereden bu kontür diyerek korku yaşamaları gerekmezmi sizce? Ben kız evladı sahibiyim ve kızıma kontürü alan bendim(şimdi faturalı) ve sınır belliydi kontrolümdeydi kısacası bence bu gençlerimizin bu tür tel model havaları kontür çıkarcılığı gibi olaylarda ailenin çocuklarına karşı tutumudur diye düşünüyorum kişisel görüşüm tabiki...
Ayrıca toplum içinde otobüste, caddede vs. yerlerde cep tel ile görüşmelerin sadece gençler tarafından değil koca koca adamlar ve kadınların yaptığı saygısızca tavırlara karşı çok ama çok doluyum her otobüs yolculuğumda mutlaka şahit oluyorum ve her defasında ya sabır demeye gayret içindeyim ki bu herzaman mümkün olmayıp direk kişiye mücadele etmemle sonuçlanıyor e tabiki sonuç sinir harbi smilies/sad.gif
Biz gençlerimizin birer Türk evladı olarak yetişmesini batıya özentili herşeyden bihaber sadece günlük laylaylom tavırlar içinde olmaması için çaba göstermeliyiz biraz daha duyarlı biraz daha edepli bir genç nesil için geç kalmış sayılmayız...
Çok değerli bir cümle ile yorumuma son vermek istiyorum
Bütün mücadelemiz başı dik devlet ve onurlu millet için olacaktır !

Yüreğinize sağlık kaleminize sağlık tekrar tekrar teşekkür eder saygılarımı sunarım
Sizinle tekrar bir sonra ki yazınızda buluşmak dileğiyle...
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0
...
Yazan qülşah qülşah, Şubat 04, 2011
Çok güzel olmuş arkadaşım ellerine yüreğine sağlık smilies/smiley.gif) Bu gençlik nereye gidiyor böyle... Nerde bizim gençlik yıllarımız smilies/smiley.gif
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +1
...
Yazan hlytozlu, Şubat 05, 2011
Harika bir seçim olmuş, keyif alarak okudum. Günümüz AKlığına karışmış karmaşık kimlikli iki cephe insanının özünü yansıtmışsınız. Ben yaparsam insan olduğumdan, sen yaparsan günahkâr tü kaka egosundaki deforma insanın özeti.smilies/smiley.gif
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
eksi not | artı not

busy
Son Güncelleme: Çarşamba, 09 Mart 2011 18:52
 
Hülya Tozlu'nun yeni yazısı...
Yazarımız Hülya Tozlu'nun yeni yazısı: "Pozitif Düşünelim"... Yaşamda başarı gösterenleri alkışlarız. Sahne sanatçılarından fazlasıyla keyif almışsak eğer hatta ayakta...
Doğum gününde, eserlerini sergiledi !
Karadeniz teknik Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları bölümü mezunu Leman Güvenkaya, 11 yıl boyunca yaptığı 90 eserini, Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde açtığı ilk...
Ünyespor:2 Kırklarelispor:1
MAYIS/2012 - Spor Toto 2'nci Lig Kırmızı Grup'taki temsilcimiz Kırklarelispor, deplasmanda oynadığı maçta,  Ünyespor'a 2 - 1 yenildi...Ünyespor'un cezası nedeniyle Samsun 19 Mayıs...