Üye Girişi
Yazarlarımız

- Pozitif Düşünelim (YENİ)
- 'Su' (MASAL)
- Sihirli Toprak (MASAL)
- Barış Ormanı (MASAL)
- Yaramaz Sıpa (MASAL)
Facebook Fans
| Çocuk Yazınında Şiddet Ve Din - 1 |
|
|
|
| Hülya Tozlu tarafından yazıldı | |||
| Salı, 17 Ocak 2012 08:08 | |||
|
Yazar kimliği kazandıran -okurla buluştuğum- ilk kitabımdan sonra, rastlantısal katıldığım çocuk roman yarışması sonucu, ikinci romanım yayınlandı. Halen 3. baskıda olan(şimdi hakları bende saklı)bu kitap kimi üniversitelerde ders konusu yapıldı. Böylece-aynı zamanda yeni bir okur kitlemin oluşmuş olmasının da verdiği sorumlulukla- "sanatçı" olabilmenin kaygısını daha fazla yüklendim. Biliyordum ki "Yaşadıkça Adım Adım" adlı bu roman yalnızca ya da öncelikle benim ön birikimimin bir ürünüydü. Bu eseri yazma aşamasına kadar geçen süreçte edindiğim birikimlerin yanı sıra empati bilincim ve duyarlılığımın ve de öğretmenlik deneyimlerim (ilkokulda vekil ve sanat dersleri, özel dersler, dershanede ingilizce, yuvada ingilizce ve sanat dersleri) de vardı. Kuşkusuz ki aslolan; bu besleyici unsurların varsıllaştırılması şartıydı. Bugüne kadar "çocuk" tanımını yalnızca "fiziksel boyutta erişkine göre küçük varlık" olarak yaptım. Çünkü çocuğu -her hal ve koşulda- İNSAN olarak ele aldım...düşünebilen varlık. Böyle tanımlanmasının daha adil bir seçim olduğu anlayışıyla kalem oynattım. Empati kurduğumda düşündüm ki; gözlemcilikle deneyimlerin iyi ve doğru sentezlenmesi gerekiyor. Çocuğu besleyen unsurların temelinde oyun ve düş gücü var. Bu ikisine de dikkat edildiğinde anlayabileceği dilden yazmak, çocuğun okuyup anlamasını kolaylaştıracaktır. Okutacaklarımızın içinde yaşamın gerçeği ne ölçüde yer alacaktır? Bu konunun uzmanlarından (araştırmacı, psikolog, çocuk yazarları ki genelde öğretmen kökenli oluyorlar)öğrendiklerimize göre sevgi ve iyilikler gerekmekte. Öyleyse çocuğun düş gücü otoriteyle yönlendirilmeden, şiddetle beslenmeden ve düşündürülerek güdümlenmelidir. Yaşına uygun sunulan ürünleri okuyacak çocuğun gıdasında, gücüyle koşutlu özgür kimliği yer almalıdır. Genel bakışla öncelikli sözü edilmesi gereken unsurlardan biri de günümüz Türkçe'sine uygunluğu ve yazım kuralları olmalıdır. Yaş ögesi baz alınarak anlayacağı dilden ve güncelliği koruyarak yazılmalıdır. Okurun kazanımı; düşünmeye yönlendirilmesi ve özgürce sonuç çıkartması olduğunda da çocuk -aslında duyumsadığı- içsel kararlarının keyfini yaşıyor olacaktır. Çocuk, Batıda da İslâmiyet'te de feodâl ilişkiler içinde değerlendirilmiş. Yazınsal gelişim, matbaanın icadıyla artmış. Dinsel eserler de bilimsel eserlerle yaygınlık kazanmış. Bu süreç içinde çocuklar -okumak yazmak gibi- belli aşamalardan geçirilerek yetişkin olmaya zorlanmış. Yani edebiyat, bir araç olarak kullanılmış.
...devam edecek.
Hülya TOZLU
Yasal uyarı: Kirklarelim.net'e ait olan haber ve yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...
Favorilere Ekle
Sık Kullanılanlar
E-posta ile Bildir
Okunma: 358 Yorumlar (1)
![]() Yorum Yazın
|
|||
| Son Güncelleme: Salı, 17 Ocak 2012 08:27 |




Ülkemizde edebiyatçılığın (yazma sanatı) özel bir okulu yok. Öyleyse sanatçı olmak doğumsal bir şans mıdır? Belki "dürtü" anlamında payı vardır. Ancak hiçbir yeti tek başına var olamaz. Çıplak doğan varlığın giydirilmesi, beslenmesi gibi. Öyleyse; yaşaması adına çalışmayla yoğrulup -sorumluluğunda- işlenmesi gerekir. 
