Üye Girişi
Yazarlarımız

- Pozitif Düşünelim (YENİ)
- 'Su' (MASAL)
- Sihirli Toprak (MASAL)
- Barış Ormanı (MASAL)
- Yaramaz Sıpa (MASAL)
Facebook Fans
| Çocuk Yazınında Şiddet Ve Din - 2 |
|
|
|
| Hülya Tozlu tarafından yazıldı | |||
| Pazartesi, 23 Ocak 2012 10:41 | |||
|
Çocuk Yazınında Şiddet Ve Din -2
Çeviri ürünlerden örneklerle yola çıkmak istiyorum: Johanna Spyri'nin Heidi'si. Çocuğun düş gücünü ototriteyle yönlendirmeden; şiddetin besleyiciliği yerine düşündürerek güdümlemek adına iyi bir örnek gibi görülse de özde; toplumal ve dinsel ağırlıkta bir dayatma sunmaktadır. Çocuk Edebiyatı eleştirmeni Dr.Necdet Neydim'in Çocuk ve Edebiyat adlı kitabında geçen bu konudaki anlatımın kimi ayrıntılarını aynen yazmak istiyorum.: "İlkkez 1880 yılında yayınlanan bu roman kentselleşmeye, burjuva dünya görüşüne, yabancılaşmaya dinsel bir başkaldırı, Tanrısal doğaya dönüş çağrısıdır. Eğitimini rahibelerden alan roman yazarı Johanna Spyri, romanlarında dinsel çözümü önermiş, mutluluğun onda olduğunu, doğa içinde Tanrı'yla yakınlaşmayı savunmuştur.../krş.Doderer 1969)...Heidi'nin okumasını söyleyen rahiptir. Bu din adamı, yetişkinler dünyasından kaçan büyükbabanın da oraya dönmesini sağlamaya çalışır. Yazarın tercihi doğaya ve Tanrı'ya dönük bir yaşamdır...ve kent kültürü içinde kimlik bulamamış, arayış içinde olan Heidi'ye çözüm -bilgelik simgesi olarak sunulan- büyükanneden gelir. Büyükanne, dine dönük çözümün bir köprüsü gibidir. Ortaya çıkan bunalımlara karşıçözüm, dine sığınmaktır. Bu, aynı zamanda, kent kültürüne de bir karşı çıkıştır. Din-topluma uyum sağlamada-bir köprü işlevini de görür. Büyükbabanın, toplumla uyumunu sağlayan büyükanne ve rahiptir, yani dindir. Kent ve kent kültüründen kaçışın bir başka örneği de doktordur. Kentdeki yalnızlığından kurtulmak isteyen doktor köye yerleşmeye karar verir. Doktora en yakın ilgiyi gösteren gene rahiptir. Clara'nın-doğaya geldiğinde-kısa bir süre içinde iyileşmesi de Tanrısal doğanın gücünü yansıtır...Mutluluk, Tanrısal doğada ve dindedir.Din; insanlar arası ilişkileri uyumlu bir hale getirebilmek için en iyi yöntemdir ve yazar bu yöntemini uygulamak için Heidi figürünü idealize ederek okuyucuya sunmuştur..." Eleanor Porter'in Pollyanna'sı da bilinen örneklerden biri. Rahip babayla yoksul yaşarken onun önermesiyle iyimserlik oyunu oynayan çocuk aslında kötülük ve iyiliğin Tanrı'dan geldiği inancıyla boyun eğişi simgeler. Tüm çeviri ürünlere karşın ülkemizde bugün çocuk yazarı olarakneredeyse tek isim olan Gülten Dayıoğlu bilinmekte. Zaten öğretmenlikten çocuk yazınına yönelişi de bu yüzden olmuş. Dilerseniz Yankı.info/sayı 8.Güngör Şenkal'le söyleşisine bakıp kendi ağzından öğrenelim.: "...sonra öğretmen olup da çocuklarıma okuma yazma öğrettikten sonra bu hüneri pekiştirmeleri için onlara kitap aramaya gittiğimde, sadece çeviri kitaplar buldum...çocuğuma okuyacak kitap olmadığı için, kendi hayâlimden öyküler uydurup anlatıyordum...sonunda; seçe seçe, ilk dosyayı hazırladım çocuklarla ilgili. Hedef edindim, bu yayımlansın, çocuklara hizmet vereyim..." Bildiğimiz gibi Gülten Dayıoğlu'nun en tanınan kitabı Fadiş olmuş. Bu ilk romanı bugün (son bilgi) 2001'de 30.doğum yılını kutlamış. Benim elimde Altın Kitaplar'dan çıkan 29.baskısı bulunuyor. Hal böyle olunca da Gülten Dayıoğlu ülkemizde Çocuk Edebiyatı ve Gelişimi için emek vermiş bir yazar olarak gözlemleniyor. Hemen burada bir ünlü ismi daha anmak istiyorum.:Hans Christian Andersen.
...devam edecek. Çocuk Yazınında Şiddet Ve Din - 1
Hülya TOZLU
Yasal uyarı: Kirklarelim.net'e ait olan haber ve yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...
Favorilere Ekle
Sık Kullanılanlar
E-posta ile Bildir
Okunma: 391 Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
|||
| Son Güncelleme: Salı, 31 Ocak 2012 14:10 |




Tanzimat döneminde -kız erkek ayırmaksızın- güdülen anlayış çeviri romanları günümüze taşımış. Mahmut Nedim'in (1872) Jonathan Swift'den çevirdiği Guliver örneği gibi Cumhuriyet Döneminde de etkinliğini koruyan Tevfik Fikret örneği gibi, kimi yazarlarımız da yabancı hayranlığına soyunmadan ürünler vermiş. Ne yazık ki o günün olanaklarında yalnız dergilere yazabildiklerinden -yönetimin bu dergileri kapatması sonucu- çocuk okur, bu eserlerden yoksun kalmış. Çevirilerin baskınlığı da 90'lı yıllara değin ağırlık kazanmış. (En baskın dönem 60'lı yıllar.) 80'li yıllarda ise, dinci kesimin yoğun olarak çocuk edebiyatına yöneldiği görülmekte. Çıkarsama şudur ki, çocuk edebiyatı kamusal alanın bir parçası olarak algılanmış.. Bu yıllarda yaygınlaşan sağ yayınların da bu siyasi tavırla birleşmiş olduğu görülür. 