Üye Girişi
Yazarlarımız

- Çocuk Yazınında Şiddet Ve Din - 4
- Çocuk Yazınında Şiddet Ve Din - 3
- Çocuk Yazınında Şiddet Ve Din - 2
- Çocuk Yazınında Şiddet Ve Din - 1
- ÇOCUK VE YAZIN - 3
Facebook Fans
| Bu Benim Manifestom ! |
|
|
|
| Hülya Tozlu tarafından yazıldı | |||
| Salı, 17 Ağustos 2010 21:55 | |||
|
Bu Benim Manifestom !
Kuşku yok ki kuru teşekkür de anlam taşımaz. İnsan olmanın erdemi bu duruşa yakışır yaşamak. Zaten teşekkür ettiğim değerler aynı enerjiyle geri dönerler. Bu alış veriş lehime yansır. Kısacası istememe gerek kalmaz. Böyle yaşamak dua etmeye gerek de bırakmaz. Tanrı'nın verdikleri ya da içinde var olduğumuz tüm güzel değerler öncelikle hak etmeyi gerektirir. Buna çaba harcayıp da tatminsiz kaldıysam el açarım bir tek; o umulan güç için.. Teşekkür etmeden, değer bilmezlikle istemeyi yakıştırmam kendime. Öncelik en yakınımı görmek görevidir... Üç annem oldu benim babamdan yana. Her biri ayrı yüklemeler kattı. Hiç annesi olmamışlar da var ve yaşantıma bakıldığında benim de hiç olmadı denilebilir. Kısacası aynı kapıdan geçiyoruzdur…ama ben hep arkamda ya da altımda kalmışlara dönüp bakma ilkesiyle teşekkür ederim varsıllıklarıma. “Tanrı’m neden benim de tek annem olmadı?” Ya da “Tanrı’m neden beni de annesiz bırakmadın?” absürtlükleriyle dua etmek geçmedi usumdan. Varsak, var olan değerlerimiz üzerinden varlığımızı en sağlıklı biçimde koruyup kollamak olmalı yaşamak. Böyle baktığınızda siz gibi milyarlarcasını da unutmamış olursunuz. Unutmadığınızda da zaten onlar için dua ettiğiniz gerçeği çıkar. Ayrıca köşeden el açıp iki lâf savurmak yerine eskilerin ”Ainesi iştir kişinin lâfa bakılmaz!” düsturuyla yapmanız gerekenler üzerinden yürümüş olursunuz. Bu kadar yoğun bir atmosferde bunca varlık için teşekkür etmek varken hâlâ istemek için yakarı nankörlüktür bence. Teşekkür ederim yaratılmışlara yaratandan ötürü. Doyumsuz yaratılmış olsak da şımarmak yerine istem kontrolünü yerinde tutabilmektir asıl sınav. Hoşnutsuzluklar aramak yerine hoş olanları görebilmek önceliği… Olumsuzluklara bakarak yaşarsak veren ele ihanet etmek gibi yönlerimiz ağır basar insan yaratıldığımızdan. Peygamberimizin de dediği gibi iyilik etmişsek nankörlük görürüz teşekkür etme erdemini gereksiz buldukça. Yoksa birbiriyle ilgisiz insanların neden bir kavgası olsun ki…? Çalışarak saygın kimliğine sahip çıkanları örnek almak yerine haset gözle –belki de aleyhine dua edip- kendi bedenine, kişiliğine zarar verenler hırsla oturup zararla kalkmaya mahkûmdurlar. Başkalarına fenalık ederek tatmin yolunu seçenler aslında kendilerine fenalık ettiklerini görmezden gelirler. Oysa o çok değerli varlık bunu hak etmemeli, önce kendini sevip kendiyle barışık olabilmeli. Bunları düşünebildiğim için de çok teşekkür ederim yaratana el açıp daha da istemek yerine. Tanrı akılla ödüllendirip üstün kılmış insanı. O aklı çıkarcı düşünceyle -nasılsa veriyor diyerek- cebimize kilitleyip sonsuz beklentilerimiz için istismara kalkmak sırat köprüsünün görünen resmidir. Bu bakışla dua etmeyi bilmem. Teşekkür etmeyi bilirim en çok. Gördüğüm soluduğum güzelliklere teşekkür ederim. Bunu görüp değerlendirmeyi bilmeyenlere ya da istese de başaramayanlara yardım ederim ancak. Canı yanmışlara yandaşlık ederim. Öğrendiklerimi paylaşırım. Öylesine çağlayanımdır ki her solukta akarım yüreklere sevgi seli sunarak. Yaşam ders vermekten usanmaz bize hizmet aşkıyla. Yaş alıp deneyimlerimi artırdıkça beğenmem kendimi. Dün yaptığım insana el verme hizmetlerimi yetersiz bulurum bugün. Bende olanı bölüştüm diyerek egomu tatmin etmiş olmaktan utanırım. Vermek kadar karşımdakinin duygularını da taşıyıp dert etmem gerektiğini ayrımsarım. İnsana sadaka savurmak değildir vermek. Ya da aç olanı bir-iki öğün doyurmak değildir. Hiçbir şey vermeden salt empati kurmaktır asıl erdem. Empati kurduğumda teşekkür ederim kendime. Hülya TOZLU
Yasal uyarı: Kirklarelim.net'e ait olan haber ve yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz... Yorumlar (3)
![]()
...
Yazan bars65, Ağustos 28, 2010
evet bu yazinizla sizi tanimis olduk bir gercek kisilik,te olan hersey sizde var tsk.ler ben bir okuyucu olarak sizleri olum,lu ve olumsuz elestirmek hakkim oldunu bilmenizi isterim (bir önceki yazilarinizda sizi elestirdim ama size yorum yazan okuyucu arkadaslardan tepki aldim kediden ve cigerden bahsetmisler onlarda beni elestirmisler onlarin düsüncelerinede saygiliyim) ben bir kirklareli,li olarak cevremin hakkinda olumsuz giden herseyin bir nezde,de olsa sizler tarafindan olumlu deerlendirmeler katkilar sunan yazilar beklemek okumak beni mutlu eder,öykü yazarliginin biraz disina cikip irdeliyici hayat görüsünüzüde buna katarak bir takim siyasi güclerin aydin öretmenlerimiz üzerine yapilan haksizliklarin üzerinde durmanizi bu konulara yakin öykü nitelinde,de olabilir mi? saygilar
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: -1
... Yazan Hlytozlu, Ağustos 28, 2010
Değerli okur/larım.
Eleştiri "hak" tır. Aslolan üslûp ve had sınırı olmalı. Buradaki misyonum geçmiş değerleri hatırlatmak; siyaseten ya da toplumsal hukuki haklar değil. Ben bir edebiyatçıyım. Zaten böyle bir zorunluluğum yok ama bana verilen YAZAR kimliği zaten toplumsal değerleri baz alarak edebiyat yapabiliyor olduğumdan. Kuşkusuz AYDIN sorumluluğu bekleniyor ve tabii ki bu alanda da yazıyorum ama olması gereken yerde. Sever ya da reddedersiniz; ben TKP'li bir yazarım. Alanımda siyaseten yazılarım var ve oldu elbette. Kalemimi seviyor da merak ediyorsanız zaten araştırıp bulursunuz...ama keşke gerçekten "komünist" olabilsem. Sempatizan bir duyarlı vatandaşım alanımı yazmaktan yana seçmiş. Kaldı ki bu ülkede bu işin ekonomik karşılığı yok. Beklediğiniz gibi yazmaya kalkarsam önce kendi haklarımı/zı yazmaktan başka konu kalmaz zaten. Sizlerden dileğim bu köşeyi boşa işgal ettiğimi sayfa yetkililerine iletmeniz. Onlar teşekkür eder; olur biter. Kimseyi silah zoruyla okutmak gibi bir derdim yok; çünkü ben gerçek bir edebiyatçıyım, komlekslerim yok!... Okuyan herkese saygımla uzun soluklu alanlar diliyorum. Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +7
Yorum Yazın
|
|||
| Son Güncelleme: Salı, 14 Eylül 2010 12:52 |







Herşeyden önce yazınızın başlığını yani "bu benim manifestom"kelimenin tam anlamıyla buı eser'e ışık vermiş,eğitici,aydınlatıcı,sürükleyici olarak bulup,büyük bir keyif ile okudum,feyz aldım,asıl erdemin mutlaka empati kurmadan geçtiğini öğrendim en azından,ama yaş alınca yani yaş büyüdükçe,sırtımıza birer sene daha aldıkça ben hep olgunlaşıldığını düşünüyordum,herşeye rağmen bizler sizin okuyucunuz ıolarak çok beğeniyoruz,takdir ediyoruz,
Kalemin eskimesin lütfen...
Saygılarımla......