Üye Girişi
Yazarlarımız

- Çıkmak ve Cepkolik Gençlik!
- Güvensiz bir dünya algısı !
- Sevgililer Günü ve Tarihi !
- Geçirdiğimiz evrimler ve geldiğimiz nokta!
- Sanatçı Kimdir? Ve Hüzünlü Bir Aşk Hikayesi !
Facebook Fans
| Sevgililer Günü ve Tarihi ! |
|
|
|
| alpay tarafından yazıldı | |||
| Pazar, 14 Şubat 2010 12:08 | |||
Bugün sevgililer günü... Sevgililer gününüz kutlu olsun sevgili okuyucular... Sorsanız Cumhuriyet Bayramının tarihini hatırlayamayacak olan yeni yetme gençliğin, tarihini hatırlamak bir yana gelmesini iple çektiği ve özellikle bayan kişilerin:-) benim ki ne alacak tek taş mı çift taş mı:-) diye meraklandığı bir gün:-) 14 Şubat... Allah, aynı anda 1 yada 1 kaç adet sevgiliye sahip genç kişisinin cüzdanına kuvvet versin:-) diyoruz! Sıfır adet sevgiliye sahip genç kişilerin ise gelmesini hiç istemediği hatta psikolojilerine darbe vuran bir 24 saatlik zaman dilimi:-) 14 Şubat... Onlar şanslı kesim aslında ama haberleri yok:-) Gerçek sevgilerin pek yaşanmadığı günümüzde, sevdiği için değil, çıktığı için hediye almak zorunda kalan kesimden değiller bir kere:-) Bu bir şans sayılmaz mı:-) (Gerçekten sevip de bugünü fırsat bilerek, duygusal planlar içine girip:-) süprizler hazırlayarak sevgilisini mutlu eden sevgililere lafımız yok, onları yürekten kutlarız.) Fırsat derken, 14 Şubat'ın yaklaşmasını fırsat bilip adına çiçek denen bitkilerin fiyatlarıyla oynayan kesimlere de teessüflerimizi sunmak isteriz:-) Gülü seven dikenine katlanır atasözümüzün günümüze yansıması bu şekilde olmamalı:-) Peki bu sevgililer günü nedir, niçin 14 Şubat'ta kutlanır? diye bir soru geldi mi aklınıza? İnternette yaptığımız araştırmalar sonucunda:-) bu konuda çarpıcı bilgilere ulaştık diyebiliriz:-) Öncelikle şunu söyleyebiliriz sevgililer gününe dair birçok rivayetler-görüşler mevcut... Rivayetlere göre 14 Şubat tarihçesi: Sevgililer günü, "İsa'dan önce 4. yüzyıl Roma'sında kutlanan, çobanların tanrısı Faurus Lupercus şenliğine, 'Kurt Bayramı'na kadar uzanır. Rivayete göre her 15 Şubat'ta genç Romalılar, içinde tanrı kurdun yaşadığına inandıkları bir mağaranın önünde toplanır. Ortada, içinde şehirdeki kızların adlarının yazılı olduğu küçük levhalar bulunur. Delikanlılardan sadece biri, bir kızın adını çeker. Bu yolla buluşturulan çift, ertesi yılki 15 Şubat'a kadar, akıllarından geçen her tür cinsel fanteziyi yaşamakta serbest bırakılır. Romalı gençler, İsa'dan sonra 500'lü yıllara kadar, bu geleneği sürdürür. Hıristiyanlık gelişip kabul görünce şenlik Hıristiyanların tepkisini çeker. Roma Kilisesi bir sorumlu arar, bir kurban ister. Roma İmparatoru II. Claudius, papaz Valentin'i bu duruma uygun aday görür, papazın kafasını keser. Çok sonraları Vatikan, Valentin'e 'aziz' unvanı verir, Roma kapılarının birine onun adını verir. Roma İmparatorluğu, Aziz Valentin'in ölüm gününü tarihe kaydeder: 14 Şubat 273. Valentin'in ölümüyle bu festival arasında bir bağ kurulur. Valentin'in ölüm günü, böylece Sevgililer Günü olur." Bir başka görüşe göre, "çok tanrılı Roma'nın bahar festivaliyle ilişkilidir. Hıristiyan dünyası, haksız yere birbirinden ayrılan sevgilileri birleştirmek uğruna kendi canını veren papaz Valentin'in hatırasını yâd etme günü olarak kutlar." Diğer görüş ise şudur: "Roma imparatoru savaşma kabiliyetlerine zarar verir düşüncesiyle gençlere evlenmeyi yasaklar. Papaz Valentin, birbirini seven gençleri gizli gizli buluşturur. İmparator bu durumu öğrenince Valentin'i öldürtür. O günden sonra Hıristiyanlar 14 Şubat'ı 'sevgililer günü' olarak kutlamaya başlar." Sevgili okurlar bilindiği üzere; günümüz modern dünyasında olduğu gibi ülkemizde de sevgililer günü yaklaştıkça, özellikle medya vasıtasıyla sevgi-aşk gibi ulvi duygular, insanları tüketime yönlendirmek suretiyle kullanılır. Bugüne özel reklamlar yayınlanır, insanların alacakları hediyeler sevgileriyle orantılanır ve sevgililer tüketme yolunda tahrik edilir:-) Bu yaratılan psikolojik ortamda bazı insafsızlar da:-) özellikle bitkilerde ve kozmatik ürünlerde fahiş fiyatlar talep edebilmektedirler:-) Siz siz olun hediye olayını (çiçek hariç) önümüzdeki 14 Şubatlarda aklınızda bulunsun:-) son günlere bırakmayın! diyerek konuyu burada noktalıyoruz... 225 kişilik kadroya 978 başvuru! Geçtiğimiz günlerde Anadolu Ajansı'nda yeralan bir haber vardı, haber şöyleydi: Kırklareli'nde okulların temizlik kadrosunda çalışacak 225 kişi noter huzurunda çekilen kura ile belirlendi... Noter huzurunda yapılan çekilişte, 4 ay süre ile çalıştırılacak temizlik işçileri belirlendi. Çekiliş öncesi noterin 2 saat geç gelmesi iş için başvuru yapan işsizler tarafından ''yuh'' sesleriyle protesto edildi. Sabah erken saatlerde kayıt için Halk Eğitim Merkezine gelen ve kura çekimine kadar yaklaşık 12 saat bekleyen işsizler, bitkin düşerken karınlarını simit, ekmekle doyurdu. Üsküp Beldesinden iş ümidiyle gelen ve beklemekten yorgun düşen Nazmiye Ceylan (39) göz yaşları dökerek gittiği noterin yanına çocuklarının ve ahırdaki hayvanlarının perişan olduğunu belirterek tepki gösterdi. Kuradan adı çıkan Gülbahar Selvi ise, kuradan kendi adının çıkmasına sevinemediğini belirterek, ''Türkiye'nin hali bu mudur?'' diye konuştu. (Kaynak: Anadolu Ajansı) ''Toplum Yararına Çalışma Projesi'' güzel de, insana verilen değer bu mu olmalı, biraz daha derli toplu bir organizasyon yapılamaz mıydı ? diye sormak geçiyor insanın içinden! Ne dersiniz? VATANDAŞ CEMİL'İN 14 ŞUBAT ŞİİRİ:-) İmkansızım, bugün 14 Şubat seninle tanıştığımız o ilk gün, Hala hafızamda karşılaşmamız sanki o anı yaşamışım dün, Hatırlıyorum elinde iş başvuru formu; sıranı bana vermiştin, "Ama çok ümitlenme önümüzde 450 kişi var daha" demiştin... Beklemekten, yorgun bitkin bir halde o kuyrukta akşamı etmiştik, "Mesai bitti ey insancıklar yarın gelin" lafını duyunca sinirden titremiştik:-) Ertesi gün ise grev yapan ulaşım işçileri yüzünden saat 2'de sıraya yetişmiştik:-) Sırayı umursamayıp araya kaynak yapan:-) tiplerle o gün baya bir didişmiştik:-) Sen şimdi bir okula kurayla:-) hademe oldun; ben ise aşkımla yanar kaldım, Yüreğimde asıl ateşin sönmese de yangınımı çorak topraklara saldım, 15 Şubat'ta kurada çıkmayışıma ben işsizliğime, garipliğime yandım:-) Sonra da işsizlik maaşımı şans topuna yatırırsam belki voleyi vurabilirim sandım:-) Ne şans topu, ne at yarışı ne de iddia benim sorunuma çözüm olmuyor, Arsenal, Liverpool bile oynadığım kuponlarda bana yardımcı olamıyor:-) En formda at bile ben oynadım diye eşekleşip inadına koşamıyor, Çevirdiğim taksi bile, beni almaya hala kavşaktan geriye dönemiyor:-) Nedir bu talihsizlik, kısmetsizlik yakamı hiç bırakmadı, Recep İvedik bile köşeyi kestirmeden döndü de, ben daha yola çıkamadım:-) Mezara varacam artık:-) Şahan'ın sevgilisi gibi bir fıstığı hala koluma takamadım:-) İstiklal caddesindeki conconlar gibi yürüyüp, havamı hiç ben atamadım:-) Krizler birilerini teyet geçti benim ise üzerimden geçti:-) Ezildim büzüldüm insan suretinden çıktım bir uzaylıya döndüm:-) Elime geçen parayla senelerdir ne karnım doydu ne bir güzel gün gördüm:-) Aynaya baktım; bir çift göz, 2 tel saç bir de duvarda rutubet gördüm:-) Ömür geldi geçti bir arpa boyu yol alamadık, Yeni yetmeler gibi yumurta çiftlikleri kurup iş adamı olamadık, Ne gemiciklere bindik ne de vapurlarla karşı yakalara geçip güzellikleri görebildik:-) Bu yakanın olumsuzluklarıyla ömrümüzü ziyan ettik ama, yine de hamdolsun bugünlere erebildik:-) Her yazımızda olduğu gibi son söz olarak; "Yüreğinde bir nebze olsun sevgi barındırabilen, güzel insanlara selam olsun..." diyoruz... ALPAY İletişim: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir - Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Yasal uyarı: Kirklarelim.net'e ait olan haber ve yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...
Favorilere Ekle
Sık Kullanılanlar
E-posta ile Bildir
Okunma: 2407 Yorumlar (4)
![]()
...
Yazan ata, Şubat 15, 2010
yazını beğendim bakış açın güzel,Romalılarda az değilmiş yani. teşekkürler.
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0
...
Yazan hlytozlu, Şubat 16, 2010
Kolayı yeğleyen toplumlarda aykırı seslerin dostluğu sevindirici...kaleminize sağlık.
Sevgi ve sevgilinin -ille de- karşı cins olarak algılanması da bir başka sancılı yan. Sözde savunduğumuz islâmiyetin özünü bile araştırmadan -at gözlüklerimize yapışmış- hazırcı koşullandırmalarla güdülüyoruz; düşün mekanizmamızı kullanma özürlü olarak. "Sevme"nin ve "sevgili" denilen varlığın gerçek zenginliğini içimizde sorgularsak belki...bulacağız öz değerin anlamını. Yapıcı ve uyarıcı insan sorumluluğu sergileyen kaleminiz var olsun. Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +1
...
Yazan bars65, Şubat 23, 2010
yaziniz,i beyendim sizden biraz daha kirklareli,mizin icinden etrafindan yasanmis az bilinen olaylar veya buna benzer gecmisteki yasanmislar hakkinda bilgeler okumak güzel olur (her hafta yeni bir yazinizi bekliyorum )arastirmaci bir gazeteci gibi..
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0
Yorum Yazın
|
|||
| Son Güncelleme: Perşembe, 12 Ağustos 2010 11:24 |




Bugün sevgililer günü... Sevgililer gününüz kutlu olsun sevgili okuyucular... Sorsanız Cumhuriyet Bayramının tarihini hatırlayamayacak olan yeni yetme gençliğin, tarihini hatırlamak bir yana gelmesini iple çektiği ve özellikle bayan kişilerin:-) benim ki ne alacak tek taş mı çift taş mı:-) diye meraklandığı bir gün:-) 14 Şubat... Allah, aynı anda 1 yada 1 kaç adet sevgiliye sahip genç kişisinin cüzdanına kuvvet versin:-) diyoruz! 
