GTranslate

English Bulgarian Chinese (Simplified) French German Italian Japanese Romanian Russian Turkish
Cevap Bekliyorum ! PDF Yazdır e-Posta
alpay tarafından yazıldı   
Perşembe, 05 Haziran 2008 18:34
Sevmek midir insanı güzel yapan sevilmek mi? Her ikisi de diyenler çoğunluktadır sanırım! İlk yazımdan sonra sevgi aşk üzerine siz güzel insanlardan çokça yorumlar e-postalar aldım, meğer hepimizin sevgi aşk üzerine yaraları, özlemleri, beklentileri varmış ta, yazımız vesile olmuş tüm bunların dışa vurumuna... Haksız mıyım acaba ?

İnsanların kendi tecrübelerinden şekillendirdikleri düşüncelerini, şu hayat yolculuğunda yüreklerinin sevgi niyetine uğradıkları ilişki duraklarında yaşanan aşk görünümlü aşksızlıkları ve de gerçek aşkı bulup yaşamaya olan istekleri ama bunu bulamamanın yarattığı hayal kırıklığı ve 'aşk diye birşey yok zaten' diye kendilerini avutmaları... Gelen yorum ve e-postaların özeti böyle olunca, aşk konusunda kafa karışıklığımız ortaya çıkıyor! Gördüğüm kadarıyla günümüz popüler kültürü aşkı hayatın, yaşamın gayesi olarak algılatıyor ve hatta dayatıyor günümüz gençlerine (Gerçek aşkı değil tabiki!)... Herkes birini bulup gezecek el ele kol kola:-) Aşkı, sevgiyi yaşamasa da yaşıyormuş gibi rol kesecek !

Günümüz dünyasına baktığımızda; uluslararası şirketler, tröstler; az gelişmiş ve de bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin iç siyasetine etki ettikleri gibi (Örn: hükümetlere baskı yaparak istedikleri yasaları hazırlatıp, o ülkelerin meclislerinde çıkartmaları vb.), o ülkede yaşanan kültürün de belirleyicisi olmaktadır. (sosyal yaşama etki!) Yeni damak zevkleri, yeni giyim zevkleri, yeni eğlence kültürü ve benzeri hamlelerle yeni yaşam trendleri oluşturulmakta, (Buna o ülkede yeni müzik türlerinin türetilip, desteklenip o ülkenin kendi kültürüne dayalı müziğinin yerine geçirilmesi de eklenebilir) bununla birlikte o toplumdaki dünya görüşü ve değerler kendi istedikleri yönde değişime uğratılarak hedeflenen 'tüketim toplumu' yaratılmaya çalışılmaktadır. Bunu yaparken de aşk, özgürlük, iyi yaşama hakkı, demokrasi, küreselleşme gibi kulağa hoş gelen ama içini kendi istedikleri gibi doldurdukları ve algılattıkları, gerçeğiyle alakası olmayan sahte kavramları kullanmakta, büyük bütçeler ayırıp hazırlattıkları reklamlarda "hey insanlar, siz değerlisiniz ve herşeyin en iyisine layıksınız. Onun için azıyla yetinmeyin daha çok tüketin bu sizin hakkınız" mesajı vererek, insanları daha fazla tüketime yönlendirerek kasalarını doldurmakta ve bilinçsiz, tüketime odaklanmış, yaşadığı kendince lüks olan hayat standardını kaybetmemek uğruna kendinden-kişiliğinden tavizler vermeye hazır, tüketim kredilerine saldıran (ayağını yorganına göre uzatmayı denemeyen, taşıma suyla degirmen döndürmeye çalışan), tüketerek kendini rahatlamış hisseden bireylerden kurulu, gösteriş meraklısı, üretime uzak bir toplum yaratılmaya adım atılmaktadır... Bu oyunun sergilendiği sahnede her ne kadar oyunun bir parçası olarak gözükse de 'toplum', gerçekte en masum olandır o, çünkü oyun onun üzerine oynanmıştır ! ! ! Onun gerçekleri görmek için sadece bilinçlenmeye ihtiyacı vardır !

Peki aşkla bunların ne bağlantısı var, nereden nereye atladı bu ukala dümbelegi:-) dediğinizi duyar gibiyim. Size ne kadar entellektüel bir açılım sahibi olduğumu hissettirmek, zeka ve bilgi küpü olduğumu göstermekti amacım...

İnandınız mı ? İnanan varsa yazıyı baştan okusun kafası dağınıktır muhtemelen! İnanmayanlar hadi az kaldı okumaya devam:-)

İşte sabrınızın sonu, bağlantıyı yapıyorum dikkat:

İnsanların yalnızlaştırıldığı, bencilliğin ön planda olduğu, bireylerin kendi gereksinimlerinden daha fazla tüketime yönlendirildiği ve oluşturulan sistemin; paranın gücünü öne çıkarmasıyla herşeyin bir fiyatının olduğu anlayışının yerleştirilmeye çalıştırıldığı ve de öyle algılatıldığı, insani değerlerin ve hasletlerin yok olmaya başladığı serbest piyasa ekonomisi'nin mağduru bir ülkede-toplumda, gerçek aşk ve sevgi ne kadar yaşanılır yada sevgiye aşka ne kadar önem verilir ?

Bu soruya bir cevabınız olacak mı ? Bu ukala dümbeleği bir cevap bekliyor sizden:-)

Yazının sonu erken geldi bu sefer:-) iyi özetledim demek ki konuyu


YAZARIN BİR NOTU : Umarım Kırklarelim.Net'te bana tahsis edilmiş bu köşeyi okuma inceliğini gösteren siz Kırklarelim.Net ziyaretçileri ve üyeleri bu sayfadan memnun olarak ayrılıyorsunuzdur... Bu yazımda değişik bir tarz denediğim için lütfen bir önceki yani ilk yazımla kıyaslayarak yorumlarda bulunmayın... Yorum ve görüşlerinizi her zaman beklediğimi belirtiyor, bir önceki yazıma gösterdiğiniz ilgi ve alakanız (e-postalarınız-yorumlarınız) için teşekkürlerimi iletiyorum... Kırklarelim.Net yaşamın ortak noktasında başka bir yazı da yine buluşabilmek dileğiyle...

YAZARIN BİR DİĞER NOTU : Teknik bir sorundan ötürü (sınavlarımdan ötürü), ikinci yazımla size ulaşmam biraz zaman aldı, bu sorun üniversiteden kaynaklanmıştır, Kırklarelim.Net'le bir ilgisi yoktur:-)


- Yüreğinde bir nebze olsun sevgi barındırabilen, güzel insanlara selam olsun...




İletişim:
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir -
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir 'ALPAY'

Bookmark with:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
Yorumlar (1)Add Comment
...
Yazan Kırklarelim Net, Ağustos 06, 2008
Sitemizin teknik çalışmaları esnasında geçmiş yorumlar silinmiştir...
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
eksi not | artı not

busy
Son Güncelleme: Perşembe, 12 Ağustos 2010 11:28