GTranslate

English Bulgarian Chinese (Simplified) French German Italian Japanese Romanian Russian Turkish

Yazarlarımız

Hülya Tozlu

 Yazarın toplam 40 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (40)
41 Kere Maşallah PDF Yazdır e-Posta
Hülya Tozlu tarafından yazıldı   
Cumartesi, 12 Haziran 2010 13:16

41 KERE MAŞALLAH

El açıp dua iletmek yeterlidir -nerede olursak olalım- geçmişlerimiz için ama yine de kabir ziyaretinin anlamı ayrıdır. Geçmiş ve geleceği buluşturan nokta nasıl bir insan olduğumuzu düşündürür bir kez daha. İki dünya arasındaki gerçeklerle buluşturur. Vefa duygusunu perçinler. Vefalı olmak da güzel bir erdemdir.

İlkokulun son üç sınıfını Adana'da okudum ve bu üç yıldaki en can arkadaşım Bülent Ünal'dı. Aynı zamanda subay lojmanlarından komşuyduk. Biz okul yönünde uzanan evlerin başlarında oturuyorduk. Bülentler de sonlarında. Yine de her sabah geri dönüp beni almadan gitmezdi okula. Öğretmenimiz de bizi birbirimizden sorumlu tutardı. O haylaz bir çocuktu. Ders çalışmamışsa benim de çalışmadığımı bilirdi öğretmenimiz çünkü beni de engellerdi. Belki de bu yüzden birlikte çalışıp ona yararlı olmam beklenirdi. Annesi Türkân Hanım teyze ikimizin de velisi gibi -ne zaman okula gelse- beni de sorardı. O hasta olsa beni koluna takıp eve birlikte gönderirdi öğretmenimiz. Ablası adaşım da ikimizi aynı anda sınavdan geçirir ve oyun saatlerimizde de bizimle oyunlar üreterek ablalık ederdi. Ne varki onun babası babamdan önce atanınca başka bir ile ayrıldık. Türkân Hanım teyze( o zamanlar salt "Türkân Teyze İzzet Amca" gibi hitaplar yoktu. Adlarının ardına Hanım ve Bey sıfatları da eklenirdi.) bizden daha üzgündü ayrılacağımız için. Kahkahalar atarken hoplatıp güldürdüğü karnına başımı yaslayıp ağlamıştı bu kez kimbilir ne zaman nerede bir daha görüşebilecek miyiz diyerek...Bülent ise her zamanki afacan tavrıyla "Sen hiç meraklanma anneciğim. Bir gün bir de bakarım ki Hülya karşı kaldırımda yürüyor; hemen seslenirim "Hülya, Hülya!" Diye böylece görüşebiliriz. Bu masum düşü hâlâ gerçekleşemedi ne var ki.

Liseye Lüleburgaz Lisesinde başlamış Giresun Lisesinde bitirmiştim. Son yılımızda beş yıl sonrası için randevulaşmıştık sınıfdaşlarımla yerini de belirleyerek. Ne var ki sonuçlandıramamıştık. Lüleburgaz Lisesindeki Edebiyat öğretmenim Selâmi Şaşmaz(Rahmetle anıyorum.) hep şöyle derdi. "Çocuklar en güzel arkadaşlıklar lise çağlarındaki şu çıkarsız arkadaşlıklarınız. Yarın üniversiteye gittiğinizde her bir yerden farklı kişilerle şu sıralardaki ortak masumiyeti bulamayacaksınız..o yüzden bugünlerinizin kıymetini iyi bilin" Derdi. Giresun Lisesinde de böyle olmuş olmalıydı ki ille de bu sonuçsuz kalmış buluşmanın gerçekleşmesi için çaba harcadı kimi arkadaşlarım. Sonunda 30.yılımızda gerçekleştirebildik ilk kez ve fakat aynı dönem mezunlarının tüm dersliklerini de kapsayarak. Zaten -sınıfdaş olmasak da- ya dil derslerin de ya da sanat derslerinde bir araya gelmişliğimiz vardı. Yani biz kocaman bir ailenin çocuklarıydık.

Okulumuzun önünde yıl sonu buluşmamız ve derslikteki sıralarımıza oturup geçmişi bugüne taşımamız yerel basın ve televizyona da konu olmuştu. Aynı günün akşamı da bir gazino eğlencesiyle mutluluğumuzu paylaşmıştık. Birbirimize doyamamış ve memleket hasretini güzellikleriyle paylaşmak adına yayla gezisi de eklemiştik programımıza. Hâlâ Giresun'da yaşayan arkadaşlarımıza karşın İstanbul Ankara Bursa Eskişehir Samsun ve hatta Avustralya'dan bile katılanlarımız olmuştu. Kimi öğretmenlerimizde bizimle olmanın onurunu katmışlardı. Bir hoş yanı da yakalarımıza iliştirilen rozetlerde yazılı o dönem soyad ve adlarımızla derslik numaralarımızdı. Bu güzellik sürmeliydi ve sürdü de...sürüyor da. Ancak bu yıl -orada kalanlarımızı da farklı yere taşımak adına- Marmaris'te buluşma kararı alınmıştı. Bu kez 41.yılımız olacaktı ve özel olsun istenmişti. Hem minik bir tatil ve tabi yine Marmaris'de yaşayan bir arkadaşımız olduğundan düşünülmüştü.

Kucaklaşmalar hep 41 yıl öncesi gibiydi yine ve her an bir öncekinden daha fazla mutluluk yayıyordu. Hiçbirimiz değişmemiştik. Belki de olası eklenmiş çizgileri görememiş olmamızdandı. Herkes sağlıklı, gözlerinin içinden gülüyor -tek farkla- gülerken porselen dişlerinin güzelliğini yansıtıyordu. Artı varsıllığımız ise yanımız sıra katılan çocuklarımız, gelin-damat-torun benzeri güzelliklerimizdi. Bu kavuşmaları gezilecek yerleri turlarla paylaşarak da katlamıştık. Kaldığımız oteldeki yabancı konuklar da akşam eğlencelerimizde tebrikleriyle bize eşlik etmişlerdi.

En başından beri bir de internet sayfamız oluşturulmuştu. Buraya ileti gönderen çeşitli kimseler güzelliğimizin öncüllüğünden yararlanmak istiyorlardı ve çoktan başlamışlardı bile aynı sistemle kavuşmaya. Kısacası beklenen güzel bir örnek olmuştuk.

Görünen şu ki "Eski Dostlar!" vurgusunun derinliğini yayıyorduk. Vefa duygusunun değerini vurguluyorduk. Yeniden yaşam buluyor yeniden diriliyorduk. Tek üzgümüz kimi yitirdiklerimizdi.

Kuşkusuz bu bitmeyecek kararlı serüvenimiz en sonda kalanımıza kadar sürecek ve elbet onun açılan ellerine yığdığı dualar bizi sevindirecek...belki  birilerinin anıtı başında anlamını perçinleyecek.

Hülya TOZLU


 

Yasal uyarı: Kirklarelim.net'e ait olan haber ve yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...

Bookmark with:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
Yorumlar (4)Add Comment
...
Yazan mustafa baloğlu, Haziran 24, 2010
sevgili hocam yada hülya tayzem(umarım kırılmazsınız) siz iyiki varsınız ve benim karşıma çıktınız bize arkadaşlığı dostluğu sevgiyi şevkati öğrettiniz yanlız eski yıllar kalmadı sanırım dostluk arkadaşlık insanlar artık birbirini tanımayı bırak birbirine selam vermez oldu birde bu tarafından bakıyorum herkesin sizin gibi bir hocası yoktu size saygılar duyuyor ve ellerinizden öpüyorum1
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +18
..., Düşük hitli yorum [Göster]
...
Yazan Hlytozlu, Haziran 28, 2010
Israrla reddetmenizi ispatlamanız gerekir böylesi güçlü eleştiri/leriniz için.
Ben kendi kendime yazar kimliği yaratmadım. Araştırırsanız -kimi ciddi kurumlara bari- saygı gösterir ya da onlara açıkça saldırırsınız "Başka adam bulamadınız da bu kadına mı YAZAR kimliği verdiniz?" Diyerek.
Sanırım ille de yanıt vermem gerekiyordu. Aslında daha açık kimliğinizle koyarsanız karşıtlığınızı ortaya size saygımız ve inancımız artacaktır belki de otorite kimliğinizin varlığını öğrenip tanıyarak. İspatsız isnat olmamalı...
Eleştirilerinize saygı duymamı sağlayın.
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +14
...
Yazan ERDİNÇ EMECAN, Haziran 29, 2010
ÖNCELİKLE MERHABALAR....
BARS65 RUMUZLU ARKADAŞA SESLENİYORUM....BİR ATASÖZÜ VAR"KEDİ UZANAMADIĞI CİĞERE MUNDAR"DERMİŞ,SİZİNKİDE O HESAP YANİ...İNSANLARI KARALAMAK,DIŞLAMAK,YADA ÖRSELEMEK ÇOK BASİTÇE BİR OLAYDIR,SİZ İNSANLARI KAZANABİLİYORMUSUNUZ...? BEN ONA BAKARIM,BİRDE SİZ SANIRIM SAYIN HÜLYA TOZLU'NUN BİYOGRAFİSİNİ OKUMAYAMAMIŞSINIZ,ÜSTELİK KARŞINIZDA BİR NAYAN VAR,BİRAZ DAHA NAZİKÇE DAVRANMALISINIZ..HİÇ KİMSE ANASININ KARNINDAN YAZAR,MÜHENDİS,YADA KASAP DOĞMUYOR,HERKES ÇALIŞIYOR,DİDİNİYOR,EMEK VE ÇABA SARFEDİYOR,YILLARINI VERİP SAÇLARINI BEYAZLATIYOR BEYEFENDİ.
SİZ OLAYA PEHLİVAN TEFRİKASI GÖZÜYLE BAKMIŞSINIZ...BENCE SİZ KIRKLARELİM.NET SAYFASINI BAŞTAN SONA İYİCE TEKRAR İNCELEYİNİZ,
OKUYAMAMIŞSINIZ.....
SAYGILARIMLA.
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +14

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
eksi not | artı not

busy
Son Güncelleme: Perşembe, 12 Ağustos 2010 11:23