Üye Girişi
Yazarlarımız

- Oku, oku.. Budur, sonu!
- Ruhların çırpınışı
- Siyasi irade(sizlik)
- Ben bir küçük karıncayım...
- Kendinize bir iyilik yapın
| Canınız yanabilir! |
|
|
|
| Ferdi Kurtbayram tarafından yazıldı | |||
| Cuma, 18 Temmuz 2008 00:20 | |||
|
Bir adam düşünün, ülkedeki her olumsuzluğu cesurca gözler önüne seren… Ülkenin siyasi istikrarsızlığını, bozuk düzenini, gereksiz şiddet eylemlerini, kapitalizmi yerden yere vuran… Ve yine ülkenin bu hale gelmesine büyük ölçüde katkı sağlayan bir Başbakan’a “ver yansın” eden… Böyle bir adam var… Bahsettiğimiz kişi Michael Moore, bahsettiğimiz ülke ise Amerika Birleşik Devletleri… Ve elbette bahsettiğimiz Başbakan; George W. Bush. Moore, yazdığı kitaplar, çektiği belgesel filmleri ve yaptığı televizyon şovları ile yaşanan “Amerikan Rüyası”nın bilinmeyen öteki yüzünü gözler önüne seriyor. Örneğin 2002 yılında yönetmenliğine imza attığı “Bowling for Columbine” (bizdeki adıyla “Benim Cici Silahım”) filminde, Moore; Amerikan insanının neden şiddete bu kadar düşkün, neden silaha bu kadar tutkulu olduğunu araştırıyor ve ortaya son derece şaşırtıcı, ilginç, dehşet verici sonuçlar çıkartıyor. ABD’nin kanlı, ama bir o kadar da kısa tarihini de gözden geçiren Moore, Vietnam, Küba gibi ülkelerin politik sorunlarına karışan ve sözde onlara “yardım” etmek (!) amacıyla elini kana bulayan “Sam Amca”nın kirli çamaşırlarını gözler önüne seriyor. 2004 yılında ise Moore, bu kez 11 Eylül saldırılarını mercek altına alıyor. “Fahrenheit 9/11” filminde oldukça şaşırtıcı iddiaları, kesinlik kazandıran dokümanlarla kanıtlayan Michael Moore, ikiz kulelere uçak gönderen Bin Ladin’in, Bush ailesi ile olan yakın ilişkilerini ve zengin petrol kuyularına kadar uzanan şirketler zincirinin halkalarını tek tek anlatıyor. *** Kırklar Haber Gazetesi’nin dünkü manşetinde yer alan “13 bin kişiye, yalnızca bir doktor bakıyor” haberi Michael Moore’ın son filmini aklıma getirdi. “Sicko” (Hasta) isimli filmde Moore bu kez, Amerika’nın sağlık sistemini eleştiriyor. Üstelik öyle, sigortasız hastalara uygulanan muameleden değil, tam tersine sigortalı olmasına rağmen bir türlü uygun sağlık koşullarından yararlanamayan milyonlarca Amerikalı’nın şaşırtıcı ve ürkütücü hikâyesini anlatıyor. Sağlık Sigortası imkânı sunan özel şirketlerin hasta insanlar üzerinden nasıl köşeyi döndüğünü ve yine bu şirketlerin bir hastanın ameliyat masraflarını karşılamamak için türlü türlü bahaneleri nasıl uydurduğunu, Moore çarpıcı bir dille aktarıyor bizlere… Bu da yetmezmiş gibi, İngiltere, Fransa, Kanada ve Küba gibi ülkelerdeki kusursuz sağlık sistemini, kendi ülkesi ile karşılaştıran Moore, şaşırtıcı neticelere ulaşıyor. Aslına bakarsanız, Amerika’nın sağlık sistemini görünce, insan haline şükrediyor… Neymiş efendim, Demirköy ilçesinde, Sağlık Ocağı’nda sadece 1 tane doktor varmış. 13 bin nüfuslu ilçeden sadece 1 sağlık görevlisi sorumluymuş… Halimize şükredelim, bunu bulamayan da var (!) Şaka bir yana, ülkemiz yeni bir sağlık reformunun eşiğindeyken, bu tür manzaraları görmek, insana pek de iç açıcı gelmiyor. Moore’ın “Hasta” isimli filminin afişinde de yazdığı gibi; “Canımız biraz yanabilir!” *** Moore’ın yazdığı kitapları, çektiği belgeselleri görünce insan düşünmeden edemiyor; “Bu adam nasıl oluyor da sokakta rahatça dolaşabiliyor ?” diye… Öyle ya hemen her gün yüzlerce tehdit mektubu, telefonu alan birisi için oldukça sakin görünüyor… Moore gibi birisi Türkiye’de olsaydı, ne olurdu acaba? Elbette Uğur Mumcu’lara, Abdi İpekçi’lere ne olduysa ona da o olurdu… Şu filmleri izleyin; “Bowling for Columbine” (2002), “Fahrenheit 9/11” (2004), “Sicko” (2007) Şu kitapları okuyun; “Aptal Beyaz Adamlar”, “Ahbap Memleketim Nerede?” Yazar: Michael Moore.
Favorilere Ekle
Sık Kullanılanlar
E-posta ile Bildir
Okunma: 3468 Yorumlar (1)
![]() Yorum Yazın
|





