Üye Girişi
Yazarlarımız

- Oku, oku.. Budur, sonu!
- Ruhların çırpınışı
- Siyasi irade(sizlik)
- Ben bir küçük karıncayım...
- Kendinize bir iyilik yapın
| Hipnoz |
|
|
|
| Ferdi Kurtbayram tarafından yazıldı | |||
| Salı, 05 Ağustos 2008 00:29 | |||
|
1622–1673 yılları arasında yaşamış olan Fransız oyun yazarı ve oyucu Molière’in çok ünlü bir sözü var; “Dünya bir sahne, bizler de bu sahnede yer alan oyuncularız.” Yaşamımızı sürdürdüğümüz bu dünya bizlere “gerçek”miş gibi gözükse de, her geçen gün giderek daha da yapaylaşan, tekdüze yaşamlarımızın karanlığa doğru hızlıca ilerlediği ve her gün, bir diğerinin fotokopisiymiş gibi geçirdiğimiz günler, Molière’in 400 küsur yıl önce söylediği sözü doğruluyor sanki… Molière bu sözü ile hayatı bir tiyatroya benzetiyor ve bizim “gerçek” dediğimiz dünyanın aslında bir sahne olabileceğini vurguluyor. Bu tür bir düşünce insanın aklına türlü türlü senaryolar da getirebiliyor. Yaşadığımız teknoloji çağı, giderek anti-sosyalleşen toplum ve bu durumun beraberinde getirdiği birçok olumsuz etkenler, insanı da ister istemez köreltme noktasına getiriyor. Dün sabah yaptıklarınızla veya dün akşam yaptıklarınızla bugün yaptığınız şeylerin arasındaki farkı çıkardığınız zaman ortaya hiç de iç açıcı bir tablo çıkmıyor değil mi? Neredeyse aynı… Peki bunun sebebini hiç öğrenmek istediniz mi? Sabah kalkıp işe gitmek ve işten döndükten sonra TV-bilgisayar başında vakit geçirmek hayatınızda her şeyin yolunda olduğunu gösteriyor mu? Yoksa bu tekdüze hayat size de sıkıcı gelmeye başladı mı? *** Hipnoz’un sözlük anlamında şu cümle yer alıyor; “Psikoloji'ye göre, telkine yatkınlık gösteren bir tür yapay uyku veya uyku-uyanıklık arası haldir.” Bizler rahatça evlerimizde uyurken, işimize giderken, televizyon izlerken, bilgisayar başında otururken, birileri bir şeyler yapıyor olabilir mi? Bu dünyanın bir sahne olabilmesi ihtimali ve bizim oyuncu olma ihtimalimiz, sahnenin önünü dolduran seyircilerin de olması ihtimalini doğurmuyor mu? Seyirci koltuklarında, en ön sırada oturanlar, oyunun nasıl şekilleneceğine, senaryosunun ne yönde ilerleyeceğine karar veriyor olabilirler mi? Bu oyunun bir senaristi var mı? Bilirsiniz; komplo teorisi yazarlarının en çok öne sürdüğü olasılıklardan birisi de, bir ülkede suni gündem oluşturularak, gerçek bilgilerin gizlenmesi yönündedir. Yani birileri bir şey gizlemek istiyorsa kitlelerin bakış açılarını başka yöne çeker, böylece küpünü doldurma fırsatı bulur. Birileri ellerine köstekli bir saat alır ve onu TV, internet, gazete… kısacası tüm kitle iletişim araçlarını kullanarak, sallamaya başlar, Toplum bir şekilde hipnotize olmuş gibi caddelerde gezerken, o “birileri” yapmak istediği veya çözmek istediği meselelerini gün ışığına çıkarmadan çözer. O zaman şu sonuca varabilir miyiz; Eğer bu ülkede bireyler tek düze yaşıyorsa, sabah-öğle-akşam iletişim araçlarından tüm söylenenleri bir şekilde kabulleniyorsa, yani; “O dediyse doğrudur” diyecek kadar güven doluysa, ancak buna rağmen hayatında ters giden bir şeylerin de olduğunu hissediyorsa, suçlu senaryoyu yazan olmaz mı? Bizler sadece elimizdeki senaryoyu okuyoruz, bizim hiçbir suçumuz yok! Böyle bir ülke var mı bildiğiniz…?
Şu filmleri izleyin; Truman Show (1998), Pleasantville (1998), Dark City (1998), The Matrix (1999), V for Vendetta (2005) Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Favorilere Ekle
Sık Kullanılanlar
E-posta ile Bildir
Okunma: 2527 Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
|||
| Son Güncelleme: Salı, 05 Ağustos 2008 01:29 |




