|
Hülya Tozlu tarafından yazıldı
|
|
Salı, 27 Ekim 2009 13:14 |
|
Merhaba değerli okurlarım. '2009 TÜYAP Kitap Fuarı Başlıyor. Bu nedenle "Birleşen Sevgiler" adlı öykü kitabımdan seçki bir öykümü paylaşmak istiyorum sizlerle.
KİTAP KURTU
 Geçen yazdı. Her yaz bir yöreye giderdik. Bu kez yolumuz Karadenize düşmüştü. Tatilimizi deniz kıyısında geçirmeyi seviyorduk. Bol bol kulaç atmak kadar -kumsalda uzanıp- kitap okumaya da bayılıyordum. Öylesine dinleniyordum ki...kitaplarla ayrıca varsıllaşıyordum. Bu nedenle de bir valiz dolusu kitapla yola çıkıyordum. Kumsalda uzanmış kitap okuyorken ayrımsadım onu. Ben yaşlarda olmalıydı. Kitap satıyordu. Şeker torbasının üzerine yaydığı kitapların başına oturmuştu. Dayanamayıp yanına gittim. Keskin gözleriyle akıllı akıllı bakıyordu. Büyümüş de küçülmüş cinsindendi. Çünkü fiziği küçük bir çocuğu yansıtıyordu. "İyi de, ne var bunda?" Diyeceksiniz. Görünürde -alışılmışın dışında- bir şey yoktu. Ama hiç de öyle olmadığına tanık olmuştum. Yere yaydığı kitapları inceliyordum. Hâlâ okumadıklarım vardı aralarında. Kitapların ciltleri eskiydi. Belli ki daha önce okunmuşlardı pek çok kez. Evindeki kitapları satıyor olmalıydı. Ben dikilmiş incelerken biri yanaştı. Otuz yaşlarında bir adamdı. Bir süre gözleriyle inceledi. Sonunda birini seçti. Ederini sordu. Neredeyse simit fiatınaydı. Birden çok alırsa daha da indirecekti. Genç adam garipsemişti. Bir süre baktı çocuğun yüzüne. Merakla; neden bu kadar ucuza sattığını sordu. Çocuğun yanıtı ilginçti. O, insanların kitap okumalarını arzuluyordu. Böylece -okuyanları- kendince ödüllendiriyordu. Adam bir kitap daha seçti. Parasını çıkarırken çocuk konuşmasını sürdürdü. Kitaplarını; yenilerini alabilmek için satıyordu. Parayı aldıktan sonra -sokağa çocuğunu gönderen- bir anne gibi uyarılara geçti. Öncelikle; kitap paketlenmemeliydi. Poşete de konulmamalıydı. Elimizde kitap gören insanlar usuna yerleştirmeliydi bu tabloyu. Bu da "okuma alışkanlığı"nı geliştirmenin bir yoluydu...ve kitap-olabildiğince-göz önü yerlerde okunmalıydı. Bunları söylerken elindeki kitabın açık sayfası arasına parmağını koymuştu. Ayrıca kitabın içeriğiyle ilgili uyarıları da vardı. Adamın seçip aldığı ilk kitabın kahramanı olan çocuk; arkadaşıymış. Bunun anlamını ikimiz de merak etmiştik. Anlamış gibi sürdürdü konuşmasını...:Kahramanın kişiliği-ona göre-doğru bir kişilikmiş. İyi anlaşılması gerekiyormuş. Bu yüzden okurken ana karaktere çok dikkat edilmeliymiş. Sattığı diğer kitap için de finalinin çok yönlü düşünülmesi gerekirmiş. Böyle yorumlanırsa kitap asıl amacına ulaşırmış. Adam da ben de çok şaşırmıştık. O günden sonra da hâlâ getirdiğim kitapları okumayı sürdürüyordum. Ama her gün çocuğun tezgâhını ziyaret ediyordum. Çocuk benimle ilgilenmez görünüyordu. Umursamadan elindeki kitabı okuyordu. Ancak alıcılara aynı önerilerini de sürdürüyordu. Kitapları özünde iyi anlamaları gerektiğini istiyordu. Ya da kimilerine özellikle öneriyordu. Sonunda ben de bir kitap satın aldım. Ama bana hiçbir şey söylememiş, hiçbir önerme sunmamıştı. Sanki bu kez bir defter satmıştı ve ne yazacağıma karışamazdı...çok şaşırmıştım. O ise hâlâ umursamaz görünüyordu. Yeniden okuduğu kitaba yönelmişti. "Eee!?" Dedim. İlgisizmiş gibi baktı. Bana da bir şey demeyecek misin?" Üstelediğimi görünce gülümsedi. Daha önce görmemiştim güldüğünü. Hep ciddi duruyordu. Boyundan büyük sorumluluk almış da üstesinden gelmeye çalışırmış gibiydi. Oysa şimdi-gülümseyen yüzünde-gamzelerini de ayrımsamıştım. Gözleri de ışıldıyordu bu kez. Parmağıyla kumsalın üzerindeki yolu gösterdi. Kaldırımda duran bir Japon turisti işaret ediyordu. Baktım merakla. Onu tanıyıp tanımadığımı sordu. Garipsemiştim. Ne ilgisi vardı ki...!? Omzumu silkerek yanıtladım. "Hayır!?" Ekledim ardından da merakla: "Ne alâka? Belli ki bir Japon turist..." Hâlâ gülümsüyordu ve "İşte ben de seni böyle tanımışdım." Dedi. Sanırım anlamıştım. Sürdürdü konuşmasını: "Yalnız olmadığımı görünce sevinmiştim. Her gün okuyordun sen de...her gün yeni bir kitapla geliyordun. Biz kitap kurtları birbirimize benzeriz. Japonun Japona, Afrikalının Afrikalıya benzemesi gibi..." Artık ben de gülümsüyordum. Sanıyor ve umuyorum ki bundan böyle her yaz -biraz da- onu anımsayarak dinleneceğim...
"Kitap varsıllığıyla çoğalıp katlanmanız dileğiyle bol okumalar diliyorum değerli okurlar..." Hülya TOZLU
Yasal uyarı: Kirklarelim.net'e ait olan haber ve yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 12 Ağustos 2010 11:30 |