Üye Girişi
Yazarlarımız

- Oku, oku.. Budur, sonu!
- Ruhların çırpınışı
- Siyasi irade(sizlik)
- Ben bir küçük karıncayım...
- Kendinize bir iyilik yapın
| Değişim rüzgarları… |
|
|
|
| Ferdi tarafından yazıldı | |||
| Salı, 12 Ağustos 2008 23:46 | |||
|
“Bir insan 7’sinde neyse, 70’nde de o’dur”… Teknik açıdan doğru bir söz gibi görünse de, insanoğlu değişmeye, değişime her zaman merak dolu bir yaklaşımla bakmıştır. Çevresine değişim saçan biri, önce kendisini değiştirmiştir ki, etrafını aydınlatabilsin… Bu yazıda kendinizi değiştirmeyi, sevmediğiniz ama yapmadan da duramadığınız huylarınızdan vazgeçmeyi veya kıskandığınız bir kişiliğin yolundan gitmenizi sizlere tavsiye etmeyeceğim… Çünkü Bir insan 7’sinde neyse, 70’nde de o oluyor hakikatten… Ancak insan her gün aynı şeyleri yaşadıktan, hep aynı şeyleri yaptıktan sonra kafasında şimşekler de çakmıyor değil hani… Yeni bir yaşam tarzı, yeni bir hayat, birçok insanın hayali… “Mutlu olmanın 100 altın kuralı” veya “Başarılı olmanın anahtarı” gibi kitaplar hemen her kitapçıda karşımıza çıkar. Şahsen bu tür kitaplardan bir tanesini bile okumuş değilim, okumam da… Çünkü ben de bir kitabın insan hayatını “pat” diye değiştiremeyeceğine inananlardanım… Alanlarında başarılı psikiyatristlerin sosyologların, satış rekoru kıran kitaplarına burun kıvırarak bakmamın nedeni de, bu yazarların insanların hayatlarına yön verebilecek güçleri ve bilgileri ellerinde tuttuklarını sanmasıdır. *** İnsan istemese de kendi kendine değişiyor aslında… O değil ama bulunduğu ortam onu bambaşka biri yapıyor. Bulunduğu statü yükselince kendini kaybedenlerden tutun da, aşık olunca dünyaya pembe gözlüklerle bakanlara kadar herkes, dünyaya çok değişik bir pencereden el sallıyor… Benim sözüm bu pencereyi sıkıca kapatanlara ve hiç açmayanlara… Karamsar bakışlarla dünyanın dönüşünü seyredenler, hayatlarının sonuna kadar “aynı” şeyleri yapmaya, aynı günün kopyasını yaşamaya mahkûm oluyorlar. Yine de “Artık hayata olumlu bir pencereden bakacağım” demek bile son derece güzel bir başlangıç olabilir… *** Hayatın karmaşasında kaybolan ruhlarımızı kurtarmak, yine bizlerin elinde… Ama umursamıyoruz… Binaların arasından koşuyoruz, bedenlerimiz birbirine çarpıyor ama bakmıyoruz… Herkes korkuyor… Yarınlardan, ümitsizlikten, yok oluştan… Kimse ağaçlara bakmıyor, deniz havasını içine çekmiyor, çiçekleri koklamıyor… Yıllar yılları kovalıyor… Şehirler bomboş, bir tane insan yok ortalıkta… Derken büyük bir gürültü yeri sarsmaya başlıyor. Bir tank duruyor yıkık binaların arasında… Bir asker iniyor, üzgünce etrafına bakınıyor… Birden yerdeki bir gazete kâğıdına takılıyor gözü… Gazetenin üstündeki tarih, 16 Temmuz 2008 Çarşamba’yı gösteriyor. Önadım gazetesinin 9’ncu sayfasında şu anda sizlerin okuduğu yazıyı okuyor ve ağzından şu üç kelime çıkıyor; “Artık çok geç!” Çok geç olmadan, kendinizi değişim rüzgârına bırakın, o buralardan çekip gitmeden
Favorilere Ekle
Sık Kullanılanlar
E-posta ile Bildir
Okunma: 5335 Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|




