Üye Girişi
Yazarlarımız

- Oku, oku.. Budur, sonu!
- Ruhların çırpınışı
- Siyasi irade(sizlik)
- Ben bir küçük karıncayım...
- Kendinize bir iyilik yapın
| Ben bir küçük karıncayım... |
|
|
|
| Ferdi tarafından yazıldı | |||
| Pazar, 04 Ocak 2009 16:25 | |||
|
Yüksek bir binanın tepesine çıkıyorum… O kadar yüksek ki, bulutlara uzansam dokunacak gibiyim. Sonra yavaşça binanın köşesine doğru ilerliyorum ve kafamı uzatıyorum… Aşağıya bakıyorum… İnsanlara… Hepsi birer küçük karınca gibi gözüküyorlar… Hepsinde bir telaş var… Herkes kendi derdinin denizinde boğuluyor sanki… Bütün karıncalar koşuşturuyor ama kimse kimseye çarpmıyor… Kimse kimseyle konuşmuyor… Sadece gündelik hayatın kendilerine göre büyük, ama aslında yaşam karşısında hiçbir değeri olmayan sorunları ile boğuşuyorlar. Sonra karıncaları düşünmeye başlıyorum… Kendi kendime üç farklı karınca kategorisi yaratıyorum. 1) Küçük karıncalar; Hayatın tüm ağırlığını omuzlarına alır, yine de şikâyet etmezler… Yuvalara yiyecekleri hep onlar taşır… Ödül beklemezler, yine de hep ezilen onlardır bu âlemde… 2) Büyük karıncalar; Onlar da çalışkandır… Ama "bedava"yı da hiç kaçırmazlar. Sürekli küçük karıncalara yüklenirler… Onların sırtından geçinirler… 3) Dev Karıncalar; Bu dünyayı onlar yönetirler. (ya da yönettiklerini zannederler) Karar mekanizması onların elindedir… "Bir karınca ne kadar yemek yemelidir" gibi daha birçok soruya hep onlar karar verir. Büyük karıncaları kullanarak, küçük karıncaları kontrol ederler… Çünkü bilirler ki; bu dünya küçük karıncalar sayesinde dönmektedir… *** Bu düşüncelerden sıyrılıp, tekrar başımı aşağıya doğru uzatıyorum… Karıncaya benzeyen insanlara uzun uzun bakıyorum… Hep bakıyorum… Ama bir tanesi de merak edip başını yukarı kaldırmıyor… Çünkü kaldıramazlar… "Yasak!" Bir tanesi bakmayı denesin hele… Büyük bir karınca hemen olay yerine gelir ve cezasını verir… Daha dikkatli bakıyorum onlara… Hissetmeye başlıyorum… Hepsinde birer umut kırıntısı var… Boş değil hiçbiri… Bir gün özgür kalacaklarına, kendi yiyeceklerini taşıdıktan sonra onu afiyetle yiyeceklerine ve sevdikleri ile beraber doğanın kucağında mutlulukla yaşayacaklarına inanıyorlar. Gülümsüyorum… "Ne de olsa umuttur canlının yaşama sevincini daim kılan" diyorum kendi kendime… Hayatı anlamlı yapmak adına, yürek çarpıntısı gibi koşan ayaklar, sonsuzluğa kadar uzanacak mı, merak ediyorum… Insanoğlu'nun bu evrendeki hâkimiyeti, daha ne kadar sürecek? *** Küçük bir karınca tüm dünyayı değiştirebilir mi? O bilinmez… Koskoca dünya üzerinde hepimiz birer karıncayız aslında… Birileri bizi böyle izliyor… Ama her bir küçük karıncanın haykırışı, birleşip büyük bir çığlığa da dönüşebilir. O nefret ettiğiniz hayatınız, belki de size verilmiş en büyük ödüldür. Bence önemli olan onu doyasıya yaşamak… Başımızı her zaman önümüze eğmenin ve gözlerimizi kapalı tutmanın getirdiği sonuç; dev karıncaların hükümdarlığını kabul etmek demektir. Büyük karıncalar tepemizde dolaştığı sürece ve yiyeceklerimize göz koydukları sürece, kafamızı asla gökyüzüne kaldıramaz ve bulutları göremeyiz. Lütfen bundan sonra yolda giderken bastığınız yerlere dikkat edin, adımlarınızı dikkatli atın, pikniğe gittiğiniz zaman ormanda temkinli yürüyün… Zira yanlışlıkla bir karınca ezebilirsiniz… Ve ezdiğiniz o karınca, kendi dünyasını değiştirmeye çalışan bir karınca olabilir… Anlayana sivrisinek saz, anlamayana "karınca masalı" az… Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Yorumlar (2)
![]() Yorum Yazın
|






)
Sağolasın. Senin yazılarını da keyifle okuyorum. Gerçekten de keyif aldım. Yalnız bu yazılarını sanal alemden gazete köşelerine de taşırsan daha anlamlı olacağını düşünüyorum. Sana çok fazla yorum yapamayacağım. Düşüncene sağlık....
Necdet GÖÇ